17 Ağustos 2015 Pazartesi

AĞUSTOS AYI KITAPLARI



"Dünyanın en büyük çölünün hâkimi, ona kollarını açmış gibiydi. Onu sadık bir âşık gibi bekliyordu... İnancını hiçbir şüphenin sarsamayacağını düşündü: Nil'in kızıydı o."

1800'ler, Ortadoğu...

Koca İmparatorluk günden güne güçten düşerken, bir yanda Avrupa devletleri "Osmanlı pastası"ndan pay almanın yollarını aramakta, bir yanda da Mısır eyaletinin Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa, bağımsızlık planları yapmaktadır. 

Ancak Vali hazretlerinin, geleceğin Mısır'ı için başka hayalleri de var. Zaman içinde, sadece Ortadoğu'nun değil dünyanın da kaderini etkileyecek bir tasarıyı hayata geçirmenin yollarını arıyor: Hint Okyanusu ile Akdeniz'i birbirine bağlayacak bir kanal mesela... 
Cüretkâr Vali'nin bu yolda en büyük destekçileri Fransız diplomat Ferdinand de Lesseps, ama ondan önce danışmanı Ricardo ile onun fedakâr eşi Şehrazad'dır. Tarih, bir dönemece doğru hızla akarken ailenin diğer fertleri de sürüklenir. Oğulları Josef, Süveyş Kanalı projesinde önemli bir rol üstlenir; asi yaradılışlı, güzeller güzeli kızları Giovanna içinse kaderin başka türlü planları vardır... 

Siyasal çekişmeler, iktidar hırsı, tutkular, hayaller, dostluklar ve aynı yürekte yan yana gelebilen aşk ve nefret... Gilbert Sinoué'nin epik eseri Nil'in Kızı'nda tarihsel gerçekler ile kurmaca ustaca, incelikle harmanlanmış. 

Tıpkı sularının yükselmesiyle çölün kumlarını da, çorak toprakları da içine alan, zamanın seyrinde renkten renge giren yaşamın incisi, kadim Nil Nehri gibi...




İnsan her zaman bir ölüden mektup almaz.

Vianne Rocher, mezarın ötesinden bir mektup alınca, kendisini yeniden Lansquenet adındaki o sevimli kasabaya götürecek olan rüzgâra teslim olmaktan başka çare bulamaz. Burası Fransa’nın güneybatısında, sekiz yıl önce bir çikolatacı dükkânı açtığı kasabadır.
Ancak yıllar önce kesif hatıralarla ardında bıraktığı o kasaba gitmiş; yerini peçeli, çarşaflı kadınlara, baharat kokularına ve naneli çaya bırakmıştır. Bir de, Saint-Jérôme Kilisesi’nin tam karşısına bir satranç taşı gibi dikilen ince, kemik beyazı, üstünde gümüş hilal olan minaresiyle bir camiye...
Toplumda büyük değişikliklere neden olanlar sadece Kuzey Afrika’dan gelip de oraya yerleşenler değildir. Vianne’in eski hasmı Peder Reynaud, bugün itibarını yitirmiş bir durumda ve tehlike içindedir. Vianne ise onu kurtarabilecek tek kişidir...


Bir aşk, kaç hayat eder?

Başarılı cerrah MatthewBeaulieu'nun bildiği tek hayat, çocukluğundan beri âşık olduğu kadın, yani Elle'dir. Ne var ki böyle büyük bir aşk için bile her şey tozpembe değildir. Elle ve Matt ne kadar isteseler de bir türlü evlat sahibi olamıyordur. Çünkü Elle'in hiçbir hamileliği sağlıklı bir şekilde sonlanmaz.

Ancak kaderin kötü sürprizleri bununla da sınırlı kalmayacaktır. Matt'in tüm dünyası Elle'in kaza geçirdiği haberiyle yıkılır. Bitkisel hayata giren Elle, sağlıklıyken açıkça bu şekilde hayatta tutulmak istemediğini belirtmiştir. Fakat Matt'in biricik aşkının isteğine rağmen onu hayatta tutmak için çok önemli bir nedeni vardır: Elle bir kez daha hamiledir.

Aynı bedendeki iki ayrı hayat, aynı kalpteki iki ayrı sevgi. Artık Matt yüreğini parçalayan o sorunun cevabını vermek zorundadır. Canından çok sevdiği eşi mi? Yoksa evladı mı?

Yıldız Tozu, uzun süre hafızalarınızdan silinmeyecek bir başyapıt. Okurken gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.
Havalar o kadar sıcak ki korkudan hiç bir yere çıkamıyorum. Bu da daha çok kitap okuma ma sebep oldu. Vantilatör yani başımda ha babam kitap okuyorum.
Bunlar agustos ayında okuduğum kitaplar.
Bunlarda sırada bekleyenler. Anlaşılan o ki bol okumalı günler beni bekliyor.
Hepinize hayırlı gunlerrrr


3 yorum:

  1. Taşların Çığlığı kitabını ben de aldım ancak Yasemin Kokusu kitabının devamıymış bilginiz olsun.
    Keyifli okumalar dilerim :)

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel kitaplar okumuşsunuz...Listeye eklemelik... <3

    YanıtlaSil

Blog'umda en çok görmek istediğiniz konu