28 Aralık 2013 Cumartesi

SEYYAH'TAN HABERLER



Aslina bakarsanız bu gün ne yazacağımı çokda bilmiyorum. Yazacak seyler çok ama bu gün duygularım baska türlü yoğunlaştı

Yukarıdaki koltuk ve puf teyzemin evinden bir köşe. Evrak almak için gitmistim. Birden görünce çok duygulandim. Hatta ing e bile sahibini bekleyen koltuk diye koydum.

Her yerden yasanmislik taşıyor.  Sehpsnin uzerinde kurumuş yapraklar eski resimler.

Bu yazıyı teyzem hastaneden çıkınca yazarım diyordum ama malesef teyzem hala hastanede.  Bu gün istanbul dan oğlu geldiği icin ana ogulu baş başa biraktim  ve soluğu anacigimda aldim.

3 gündür teyzemin hastaliginin adini koymaya çalışıyorlar ama bir türlü koyamiyorlar. En son pazartesi icin belli olacak dediler bakalm bekliyoruz. İnşallah belli olur bende istanbul a gönül rahatkigi ile dönerim. Pazar gununden beri ankaradayim.


Hastane hakkında soylemek istediğim cok sey var ama henüz teyzem hastanede oldugu için bu hakkimi saklı tutuyorum.
Gelelim bu gün esas yazmak istediğim konuya.

Son iki yayınımda bana yorum gönderen arkadaslarima cok tesekkur ediyorum. Hastanede oldugum için teker teker cevap yazamadım.  Telefondan ise yorucu oluyor.

Hiç beklemedigim arkadaslardan yorumkar geli.muhakkak yorum yazarlar beni birakmazlar dediğim arkadaşlarımın ise sesi soluğu çıkmadı.

Ben hastalık konusunda çok hassas oluyorum. Onun için biraz duygusallastim galiba

Yinede Hepinizden Allah razı olsun
Hayirli aksamlar

26 Aralık 2013 Perşembe

ADI KONSA BİR TÜRLÜ KONMASA BİR TÜRLÜ


Dün yaşadığım sıkıntıdan biraz bahs ettim size. Belirsizlik kadar zor bir sey yoktur hayatta diyordum ama bir o kadar belirlenmesi ve insanın bunu kabullenmeside çok zor oluyormuş.

Dün aksam Odamıza gelen doktorlarimizdan bir tanesi teyze gözün aydın her halde bir seyler bulduk kanda miyalom tarzı bir şey. Doktorun bunu söylemesi ile benim telefonumdan internete girip bakmam arasında çok kısa bir zaman gecti. Bazen teknolojiyle bu kadar haşır neşir olmakda iyimi bilmiyorum.
.
Kendimi odanın dışına zor attım. Gözüm den akan yaslara hakim olamiyorum. O sirada doktorda dışarı çıktı hayırdır ne var
Dedim siz miyalom dediniz bunun karşılığı bir çeşit kanser.
Önce bir şaşırdı nerden çıkardın dedi.  Bende hemen telefonumdan baktım deyince tam olarak kanser olmadığını nadir görülen bir çeşit kan hastaligi oldugunu söyledi.
Kanser degil ama amcasının kızı ne farkederki. Bu arada sevgili doktorumuz arkadaşlarım bana patavatsiz derler diye bit dip bilgi de verdi.  Gulermisin aglarmisin.

Bir yandan güçlü olmam lazım.bir yandan bu haberi hem anneme hem teyzemin oğluna vermem lazım.
Dün geceyi nasıl yaşadığımı tahmin edersiniz her halde.

Bütün bunların yanında bu gün yaşadıklarmız ise ayrı bir kabus.onuda her halde akşam yazarım.

Şimdilik Bayındır hastanesinden haberler bu kadar. Bu yazı dizisinin devamı gelecek.

Hayırlı akşamlar

25 Aralık 2013 Çarşamba

DERT VERIP DERMAN ARATMA YARAPPİ


                             ÇARESIZLIK


Uzun zamandır çok istememe rağmen aranızda olamadım. Bir takim sebeblerden yogunluktan önce yogun kermes çalışması ardından İzmir seyahatim ardından uzun süren bir hastalık dönemim derken son nokta teyzemin hastalığı oldu.

Zannediyorum hayatta çaresizlik kadar zor bir sey yok. Pazar günü muhteşem bir kına ya gittim. Belkide şimdiye kadar gittiğim kına ların en guzeliydi lakin annemden gelen ani bir telefonla kendimi Ankara yollarında buldum.

Yaklaşık 3 ay önce teyzem L2 kemiğinin kırılması üzerine ameliyat geçirdi. Mikroenjeksiyon teknigi ile orayı doldurdular. Ama daha ameliyatın uzerinden 10 gun gecmeden iki kemiğin daha kırıldığı anlaşıldı. Tekrar bir operasyon. Bir ay sonra yeni bir kemik ve bu süreçte cekilen ağrıların izdirabin haddi hesabı yok.

O gunden bu güne gelinen sonuç use T12 kemiginin de kırılmış olması. Doktorlar in ıse çaresiz kalmaları. Böyle sey görmemişler yani ikinci kemigin kırılması üç yada dört seneyi bulurmus. Bizimki ise domino etkisi gibi arka arkaya gidiyor.

Teyzem gözümün önünde acı cekiyor yatamiyor kalkamiyor ve onca ilaç yuklemesine ragmen fayda etmiyor.

Hep derler ya dert verip derman aratma yarap diye her halde bunun için demişler.


Durum bundan ibaret arkadaş lar dualarinizi bekliyorum. Ilk defa yorumlarinizla beni yanliz birakmamanizida diliyorum.

Ankaradan saygı ve sevgilerimle


12 Aralık 2013 Perşembe

SEYYAH'TAN ORTAYA KARIŞIK (İZMİR,KİTAPLAR,VS VS)


İZMİR  SEYAHATİ


ASLINA BAKARSANIZ İZMİR BENİ BİRAZ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTI.SAKIN İZMİRLİLER BANA KIZMASIN KEMERALTI,  SAAT KULESİ BAŞKADA ÇOK GEZECEK YER YOK.25 SENEÖNCE GİTMİŞTİM NEREDEYSE DEĞİŞEN HİÇ BİR ŞEY YOK.
AMA HAVAALANINI ÇOK BEĞENDİM. ÖZELLİK LE BU BOTONİK BAHÇEYİ.



AZ KALSIN UNUTUYORDUM BU ARADA BALÇOVADA LAVANTA HOBİ EVİNİN SAHİBİ ÇİĞDEM HANIMLA TANIŞMA FIRSATIM OLDU.KENDİSİNİ FACE DEN TAKİP EDİYORDUM ZİYARETİNE GİTTİM.ÇOK TATLI ,GÜLER YÜZLÜ ÇİĞDEM HANIM .MEKANDA BİR O KADAR GÜZEL VE FERAH. İZMİR BALÇOVA'DA OLUP DA HALA GİTMEYEN VARSA BENCE BU GÜZEL HOBİ EVİNE GİTSİNLER MUHAKKAK



YALNIZ HEYECANDAN MEKANIN RESİMLERİNİ ÇEKMEYİ UNUTMUŞUM .BU KADARI İLE İDARE EDİN ARTIK . İKİ ARKADAŞ GÜZEL BİR EKİP OLUŞTURMUŞLAR
BİRİ HARDENGER USTASI DİĞERİ  PATCHWORK. BEN Mİ? BEN İKİSİNİ DE ÇOK SEVİYORUM. 


KİTAPLAR

BU ARA  KİTAP YÖNÜNDEN ZENGİN BİR DÖNEM GEÇİRİYORUM. BİRİ BİTİYOR BİRİ BAŞLIYOR YENİ ALINANLAR  VE DERS KİTAPLARIM.


ÖNCELİKLE BİTEN KİTAPLARDAN BAŞLAYAYIM..
Aşkın Secdesi 

"Sevgiliyle vuslatı göklerde arama! 
Bilirsen, alnını koyduğun yerdedir O..."
İrfani bir anlatımla yine tarih, insan, kutsal ve edebiyat iç içe...

Yüz binlerce okurun gönüllerinde taht kuran seri, üçlemenin son romanıyla Hüseynî aşkın şahitlerini Kerbelâdaki büyük buluşmaya çağırıyor. 

Yanıyor ve koşuyordu Hüseyine doğru.
Kırk günün, kırk yılın değil asırların hasret abidesiydi o. 
Bir yanında Dedesi vardı; Dedelerin En Güzeli...
Bir yanı Kevserdi; Anneler Annesi...




Nice yollardan Şehitler Sultanının başucuna değin gelmişken sonunda beli mi kırılmıştı? Hüseyinin kabrini izlerken iki büklümdü gayrı. Kırk gündür saraylar, ordular titreten azamet dolu kadın gitmiş. Tüm hüznünü en nazlısıyla paylaşmak isteyen mahzun bir nefes gelivermişti. 

"Ey Babam Oğlu, dinle beni!.." diyordu: "Âhıma yol verip ağlasaydım; gökten yağmur misali yıldız inerdi. Yusufa zindan kuyular gözyaşlarımla dolardı. Ama mazlum gönüller titremesin diye bir dem bile ağlamadım Can Hüseyin...

...Ey Dedem Oğlu, Rahmet Evinin Gülü!.. Düldülden inip Buraka binen sen değil misin? Bilsem ki, sen ölüsün; billahi düşmem derdine. Neredesin gözlerin nûr vesilesi, nerede?.."

Ölüdür her insan; tâ ki kendinden doğana değin... 

(Tanıtım Bülteninden)
EŞ ZAMANLI OLARAK BİTEN KİTABIM.
BUNLAR BENİM ÇEREZLİK DEDİĞİM KİTAPLAR. FESTİGAN İSE  SABUN KÖPÜĞÜ DİYOR . ASLINA BAKARSANIZ BU DAHA ÇOK UYUYOR.OKUDUĞUNUZ AN KEYİF VEREN SONRA GERİYE BİR ŞEY KALMAYAN




En iyi intikam yaşamaktır...

yaşamlarında yeni bir dönemece giren, üç nesilden üç farklı kadının, duygu kokan hikâyeleri...

Kaderin size gülmediğini düşünüyorsanız, birilerinden yardım beklemek yerine iç sesinizi dinlemenin vakti gelmiş demektir. Bu konuda hâlâ şüpheleriniz varsa, her şeyi geride bırakıp uzun bir yolculuğa çıkan üç nesilden üç farklı kadının ilham veren hikâyelerine kulak verin.

Çiçeklerimi Rüzgâra Verdim, gönüllerde özel bir yeri olan ilk aşkları, tebessümle hatırlanan ilişkileri ve gençliğin saflığa bürünmüş heyecanlarını, kısaca hayatın desenini yüreklere işleyen bir roman.

En iyi intikam yaşamaktır...

"Yıllardır çoksatanlar listelerinden inmeyen Debbie Macomber, seriye yüreklerinizi ısıtacak bir kitap daha ekliyor."
-Publishers Weekly-

"Harika karakterlerden oluşan Çiçeklerimi Rüzgâra Verdim kitabının sonunu tahmin ettiğinizi sanabilirsiniz. Fakat romanı bitirdiğinizde yanıldığınızı göreceksiniz. Macomber işini biliyor, 
her zamanki gibi."
-Woman's Day-

"Çiçeklerimi Rüzgâra Verdim, sorularına cevap arayan üç kadının muhteşem hikâyesi. Macomber'dan beklediğimiz mizah ve romantizm bu kitapta oldukça baskın, hem de ilginç bir yolculuk eşliğinde..."
-Lesa's Book Critiques-

(Tanıtım Bülteninden)

                                                 GELELİM YENİ ALINANLARA



 TARİH BOYUNCA BİR SÜRÜ SİYER KİTABI YAZILMIŞ. 

(Hz. Muhammed (s.a.s)'in hayat hikâyesi:
"Siyer", Arapça "sîre" sözcüğünün çoğulu olup Peygamber (s.a.s)'in hayatını (hal tercümesini) anlatmak için kullanılır. )
717 DEN 2013 YILINA GELENE KADAR YAZILAN SİYER KİTAPLARINDAN DÖRT TANESİ DÜNYACA EN İYİ SİYER KİTABI OLARAK KABUL EDİLMİŞ.
1-İBNİHİŞAM
2-DIMEŞKİ
3-HALEBİ
4-MARTİN LİNGS


Hz. Muhammed'in Hayatı çağdaş bir 'siret'tir. Çağdaş müslüman yazarın taşıması gereken sorumluluk bilinciyle kaleme alınan bu değerli eser, köklü bir araştımanın ürünü olması yanısıra, yazarının bir 'edib' oluşuyla kazandığı ayırıcı bir niteliğe sahiptir. Esere hakim olan üslup bir taraftan konusunun gerektirdiği yoğunluğu rahatça sürdürebilmektedir. Kitabın anlatım biçimiyle kazandığı bu edebi değer, Arapça ilk kaynakları esas almasıyla kazandığı ilmi değerle birleşince kendisini emsallerinden ayıran temel nitelik, iddialı bir tarzda ortaya çıkmaktadır. İngiliz asıllı müslüman yazar Martin Lings (Ebubekir Siraceddin) üç yılını verdiği bu değerli araştırmasıyla, 'siyer' bilimiyle uğraşan ciddi çevrelerin haklı takdirlerine mazhar olmuş ve eseri 'Siret Ödülü'ne layık görülmüştür. (Arka Kapak) 

BEN DÖRDÜNCÜSÜNDEN BAŞLADIM.BU KİTAPLA İLGİLİDAHA SONRA TEKRAR BİLGİLER VERECEĞİM İNŞALLAH.



DAN BROWN KİTAPLARINA CEHENNEM İLE BAŞLAMIŞTIM. NİHAYET BU MEŞHUR KİTABI ALMA FIRSATIM DA OLDU. İZMİR HAVAALANI HATIRASI
BİR KİTAP VE KOLLEKSİYONUMA GİRECEK OLAN BİR AYRAÇ.




VE BUDA BU ARALAR HAŞIR NEŞİR OLDUĞUM  DERS KİTABIM.BU SENE  İLMİ ÇALIŞMALARA AĞIRLIK VERMEK İSTİYORUM.ASLINDA  HER SENE İSTİYORDUM DA KERMESLER ÇOK VAKTİMİ ALIYORDU.BU SENE ÖNCELİĞİ DERSLERİME VERDİM.
KERMES İŞLERİNİ BIRAKTIMMI?
TABİKİ HAYIR ONLARDA FUL  DEVAM EDİYOR. ANLAYACAĞINIZ ÇOK ÇALIŞMAM ÇOK OKUMAM  ÇOK ANLATMAM  LAZIM .ÇOOOOOK ÇOOOOOOK

BUDA EPEY UZUN BİR YAZI OLDU ARTIK KUSURUMA BAKMAYIN.YAZMADIĞIM  GÜNLERİN ACISINI ÇIKARTMIŞ OLDUM.
GÖRÜŞMEK ÜZERE SAĞLIK VE AFİYETLE KALIN

7 Aralık 2013 Cumartesi

HANIMLARINIZLA GÜZEL GEÇİNIN



Erkek, yediği yemekten hanımına da yedirmeli, giydiğinden ona da giydirmelir. Onu terk etmemeli, onu dövmemeli, Allâhü Teâlâ kendisine çok rızık verdiği zaman, hanımının nafakasını bol vermelidir. Resûlullah’ın (s.a.v.) tavsiyesine uyarak, hanımı ile iyi geçinip, kadınları yumuşaklıkla idare etmelidir.

Büyük zatlardan biri, hanımının kötü ahlâk ve huylarına sabrederdi. Sebebi sorulduğunda, ‘Onu bırakırsam, eziyetine sabredemeyen birisi ile evlenmesinden korkuyorum,’ derdi.


Erkek, hanımına değil kendine sû-i zan edip: ‘Ben iyi olsaydım, bu kadın da iyi olurdu’ demelidir. Hanımının iyiliğini ve iffetini, Allâhü Teâlâ’nın şükrü ödenemeyen bir nimeti olarak görür. Hanımı kötü davranışlarda bulunsa da, en çok sevdiği kişinin o olduğunu hissettirecek şekilde davranır.

Hanımı fahiş bir günah işlemedikçe, bazı kusurlarını görmezlikten gelir. İnsanlar arasında onun kusurlarını yüzüne vurmaz. Onunla hep iyi geçinir. Onunla günah olmayan oyunlar oynar ve şakalar yapar.

Resûlullah (s.a.v.) hanımları ile çok iyi geçinir, onlara güzel şakalar yapardı. Peygamberimiz (s.a.v.) bu hususta herkesten ileride idi. Erkeğin hanımı ile oynaması, dinde yasak edilen, batıl, boş oyun ve eğlencelerden değildir. Bilakis bu, haktır ve dinin emridir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hanımı Âişe (r.anhâ) validemiz ile yarıştılar. İlkinde Hz. Aişe onu geçmişti. Başka bir zaman tekrar yarış yaptılar. Bu defa Resûlullah (s.a.v.) Âişe’yi (r. anhâ) geçti. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) “Ey Âişe! Bu daha önceki yarışın karşılığıdır.” buyurdu.   (Şir’atü’l-İslam, Fazilet Neşriyat)


Bu gün halacigim beni aradı ve benden bir ricasi oldugunu söyledi.  Bu yazıyı takvimde okumus benimde onu facemde blogumda yayinlamami istedi.
Bende onun ricasi üzerine bunu yayinliyorum





3 Aralık 2013 Salı

YARIN SAFER AYININ BİRİNCİ GÜNÜ




 


Safer ayının ilk ve son çarşamba günü, öğlen ve ikindi namazı arasında kılınacak namazdır;
1 Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 11 İhlâs Sûresi
2 Rekât : Fatiha'dan Sonda; 11 İhlâs Sûresi
Bu namazdan sonra 100 kere "Yâ dâfia'l-belâyâ, idfâ anna'l-belâyâ, fallâhü hayrun hâfizan ve hüve Erhâmü'r-Râhimin, inneke alâ külli şey'in kadir" okunmalı ve dua edilmelidir.


Yine Korunmak için;
Ayet-el Kûrsi:
Evden çıkarken ve eve girerken Ayet-el Kûrsi okunmalıdır: Evden çıkarken okuyan her işinde muvaffak olur ve hayırlı işleri başarır. Evine gelince okursan iki Ayet-el Kûrsi arasındaki işlerin hayırlı olur ve fakirliğin önlenir. Bir kimse evinden çıkarken Ayet-el Kûrsi'yi okursa, Hakk Teâlâ yetmiş Meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar ona dua ile istiğfar ederler.
Evden çıkarken üç kere: "BİSMİLLAHİ HASBİYALLAHİ LAİLAHE İLLA HÛ ALEYHİ TEVEKKELTÜ VE HÜVE RABBİL ARŞİL AZİYM" söylenmelidir.
Safer ayında her gün mutlaka 100 kere "LA HÂVLE VELÂ KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYİL AZİYM" denilmelidir. Günde 100 kere söyleyenden, en hafifi fakirlik olmak üzere 70 çeşit bela, musibet kaldırılır.
Ayrıca yine safer ayında (ve her zaman) her gün mutlaka günde 100 kere salâvat getirmek lazımdır. salâvat çok bela ve musibetleri çevirir, dünya ve Ahirette kurtuluşuna sebep olur. En EFDÂL Salâvat'ı Şerife: "ELLAHÜMME sâlli âla seyyidina Muhammedin ve ve âla âlihi ve sahbihi efdâle salevatike ve adade me'lumatike ve bârik ve sellim"

BU ARADA ÖNEMLİ BİR NOKTAYA DEĞİNMEK İSTİYORUM BU AY UĞURSUZ YADA BELA AYI DEĞİLDİR.SADECE BİRAZ DAHA ÖNEM GÖSTERMEMİZ GEREKEN BİR AYDIR.


(ALLAH'ım, Seni Çok Seviyoruz) BİR KISIM BİLGİLER BURADAN ALINMIŞTIR.
HAYIRLI GECELER DİLERİM


Blog'umda en çok görmek istediğiniz konu