28 Şubat 2013 Perşembe

HAFTANIN ESMA-ÜL HÜSNASI


HAYIRLI CUMA'LAR
YA MÜHEYMİNÜ

“Gözeten ve koruyan” manasına gelen “el-Müheymin” ismi, Kur’anı kerimde Rabbimizin ismi olarak bir defa geçmektedir. (Haşr 23)

Rabbimiz Kur’anı Kerimi bize tanıtırken “Biz, sana kitabı hak ile kendinden önceki kitabı tasdik etmek ve onu korumak üzere indirdik”(Maide 48) diyerek Kur’anın kendinden önce geçen Tevrat, Zebur, İncil ve diğer sahifeleri kendi içinde koruduğunu ve onları tasdik ettiğini ifade ediyor.

“Yerde ve gökte zerre ağırlığında bir şey de olsa Rabbinden kaçmaz. Ondan daha küçük ve ondan daha büyük olan her şey apaçık bir kitaptadır” (Yunus 6)


Hz. Adem’in genlerini bizde koruyan, Hz. Adem dönemindeki su, hava, hardal, incir çekirdeğini olduğu gibi koruyan Rabbimiz geçmiş peygamberlere indirdiği kitapları Kur’anın içinde korumaktadır. “Müheymin”e iman edenler eski ilimleri ve eski sanatları, yeni ilim ve sanatların içinde korurlar.

Gönüllerimizden geçeni bilen, genlerimizi şifreleyen “Müheymin”e iman eden bir Mü’min gözetildiğini bilerek yirmi dört saatinde edepli olmaya çalışır.



El- MÜHEYMİN  TESBİHİNİ ÖZELLİKLE PERŞEMBE GÜNÜ 145 ADET OKUYANLAR
İnsanlardan korunmayı ve onların düşüncelerine akıl erdirebilmeyi isteyen bu ism-i şerifin zikrine devam ederse el müheymin lafzı o kişi de tecelli eder.

Bu güne kadar ezberlediğimiz esma ları tekrar hatırlamak gerekirse ,

YA ALLAH,YA RAHMAN,YA RAHİM,YA MELİK,YA KUDDUS,YA SELAM,YA MÜ'MİNÜ,YA MÜHEYMİNÜ
Ezberlemeye başlamayanlaar geç kaalmış değilsiniz.Bu gün 8tane oldu
Tekrar hepinizin Cumasını tebrik ederim.Rabbim gönüllerinizdeki hayır arzuları yerine getirsin inşallah

BİTEN YENİ BİR KİTAP

BİR ÇERKEZ PRENSESİN HAREM HATIRALARI

Ben Osmanlı Devleti ile birlikte bedbaht olmuş, velinimetinden zorla ayrılmış, çok büyük haksızlıklara uğramış, ruhen ve bedenen çökmüş bir insanım. Hatıramı kaleme almamın elbet bir nedeni var, ama bunu izah etmek pek güç... Ömrümün büyük bir kısmını geçirdiğim ve içinde tarihi hadiselere şahit olduğum saray hayatının bana öğrettiği en önemli şey, sır saklamaktır. Bu sürgün yıllarında, kağıt üzerinde yaşadıklarımı anlatmam sadece Zat-ı Şahaneye ve Kadınefendi Hazretlerine karşı olan derin saygım ve hürmetim sebebiyledir. Onlara yapılan hakaretlere pek üzülüyor, bedbaht oluyorum. Bu yüzden, hatıratımı yazıp ilk önce aileme, sonra devlete ve bu topraklar üzerinde yaşayan insanlara bırakıyorum. Onlar hayatımın şahitleri olsun.
Prenses Leyla Açba

Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahı Sultan Vahdettinin haremlerinden Nazikeda Kadınefendinin nedimelerinden Prenses Leyla Açba’nın Fransızca ve Osmanlıca kaleme aldığı hatıraları, sırlarla dolu harem hayatını ve yakın tarihimizin tartışmalı noktalarını birinci ağızdan bir tanıklıkla dile getiriyor.
Rus işgali üzerine Osmanlı İmparatorluğuna göç etmiş büyük bir Kafkas hanedanına mensup Leyla Hanımın çocukluk ve ilk gençlik yılları II. Abdülhamit döneminde Yıldız Sarayı çevresinde geçer. Saltanatın kaldırılmasına kadar Sultan Vahdettin hareminde nedime olarak hizmet eden Leyla Açba birçok önemli olaya tanıklık eder, bir kısmını şahitlerden dinleme fırsatı bulur.
II. Abdülhamit’in tahttan indirilişi ve Yıldız Sarayının basılması; Mustafa Kemal Paşa’nın huzura çıkarak Sabiha Sultanı istemesi ve Sultan Vahdettin tarafından Samsuna gönderilmesi; Şehzade Yusuf İzzettin Efendi’nin Alman İmparatoru Wilhelmin önünde Enver Paşa’yı tokatlaması ve gizemli ölümü; Sultan Vahdettin’in ülkeyi terk edişi gibi yakın tarihimizin tartışmalı konularının yanında harem hayatı, aşklar, moda, düğünler, Ramazan ayı adetleri gibi dönemin kültürel hayatına ilişkin detayları fevkalade hoş bir anlatımla okuyacaksınız.


Leyla Açba (189

Şubat ayı kitap okuma açısından çok verimsiz geçti benim için.Bu kitabıda Talha Uğurluel konferansında tavsiye etmişti.Buram buram tarih kokan bol bol resimleri olan bir kitap.Osmanlı Tarihi hakkında her ne kadar çok söz söylenmiş ,yazılmışsada aslında bilmediklerimiz bildiklerimize oranla denizde bir damla olduğu şüphe götürmeyen bir gerçek.. Tarih bir milletin hâfızasıdır; tarihini bilmeyen millet, hâfızasını kaybetmiş insana benzer. (B. Lewis) Bu söz nobel ödüllü bir edebiyatçıya ait ve yerden göğe kadar katılıyorum bu sözüne
Bu kitapda hoşuma en çok giden şey ise o zamanı bire bir yaşayan Leyla Hanımın hatıralarından yazılması.Hikaye değil, kurgu değil sadece gerçekler,yaşananlar.Okudum ve kütüphanemin baş köşesine yerleştirdim

BOL OKUMALI GÜNLER


KISSADAN HİSSE GÜZEL BİR HİKAYE






RANGA ÇELERİ:
Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu 'Renklerin Ustası' anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da; kısaca Ranga Guru derlermiş.

Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş.

Ranga Guru ise;

- Sen artık ressam sayılırsın Raciçi. Artık senin resmini halk değerlendirecek, diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabi. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.

Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru'ya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte... Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş.

Raciçi denileni yapmış.

Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış.

Ranga Guru ise;

Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün.

Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.

Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi.

Sevgili Raciçi, mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur.

Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma

(facebook dan alıntıdır)

26 Şubat 2013 Salı

SU HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ (2)

LUTFEN SIKILMADAN OKUYUN




Medical School of London Üniversitesinden Dr. Fereydoon Batmanghelidj, Vücudunuz sizden su istiyor adlı kitabında suyun faydalarını anlattı… 
Hastalanmamak için, hastalıklardan kurtulmak için; düzenli su, kaliteli su, yeterince su... Dr. Fereydoon Batmanghelidj’e göre, vücudumuz 46 nedenden dolayı suya ihtiyaç duyuyor:

1- Hiçbir şey susuz yaşayamaz. 
2- Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür. 
3- Su temel enerji kaynağıdır, vücudun “nakit akımıdır.” 
4- Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir. 
5- Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır. 
6- DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.

7- Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir. 
8- Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar. 
9- Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur. 
10- Su, besinlerdeki gerekli öğelerin emilimini artırır.
11- Bütün öğelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur. 
12- Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır. 
13- Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır. 
14- Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır. 
15- Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur. 
16- Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları”na dönüştürür.
17- Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler. 
18- Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur. 
19- Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.
20- Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir. 
21- Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir. 
22- Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir. 
23- Melatonin de dâhil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir. 
24- Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir. 
25- Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür. 
26- Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur. 
27- Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur. 
28- Uykuyu düzenler. 
29- Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir. 

30- Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur. 
31- Gözlere canlılık ve parlaklık verir. 
32- Glokomdan korunmamıza yardım eder. 
33- Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur. 
34- Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir. 
35- Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler. 
36- Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş basmasını hafifletir. 
37- Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller. 
38- İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir. 
39- Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir. 
40- Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz. 
41- Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz. 

42- Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler. 
43- Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır. 
44- Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır. 
45- Yaşlılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır. 
46- Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.
Sağlınız için , Suyunuzu Ciddiye Alın! Sağlıklı bir yaşam 

için, mutlaka zamanında, yeterince ve kaliteli SU için! HAYIRLI SABAHLAR

TARÇINLI CEVİZLİ İRMİK HELVASI


Akşam nedense insanın canı devamlı bir şeyler yemek istiyor.Eşimde ne zamandır irmik helvası istiyordu,korkunun ecele faydası yok kalk seyyah doğru mutfağa git yap dedim.Her zamanki gibi yine bir eksik var fıstık yok.Fıstıksız helvamı olur hiç yaptım oldu.Fıstığın eksikliğini bol ceviz ile gidermeye çalıştım.


MALZEMELER;
2BARDAK İRMİK
150GR TEREYAĞ
1,5BARDAK ŞEKER
1BARDAK SU
1 BARDAK SÜT
YAPILIŞI;
1-İrmik tereyağ ile bir güzel kavurulur.Ben iyi kavrulmuş seviyorum helvayı.Kavruldukdan sonra 1,5 bardak şekeri irmiğin üzerine serptim bir  karıştırdıktan sonra bir bardak süt ve bir bardak su ilavesini yaptım.Ben şeker ve suyu kaynatmıyorum.
2-Suyunu çektikden sonra bu gün bir değişiklik yapıp tart kalıbına boşalttım helvamı.
3-Diğer tarafta bolca cevizi el rondasında geçirdikden sonra tereyağı ile biraz kavurdum,üzerine tarçın ve bir avuç kadar toz şeker serptim.2dakka sonra ocağın altını kapattım.
4-Kalıbı ters çevirdikten sonra  cevizli harcımı üzerine yerleştirdim.


Görüntü yukarıda görüldüğü gibi .Bence güzel oldu.Hemen büyükçe bir dilim eşime ve kızıma küçük bir dilimde bana.Böyle bir bombanın evde kalması zarar olduğu için hemen kalanınıda komşularıma gönderdim sıcak sıcak yesinler diye:)   Umarım beğenirsiniz.


                                                               HAYIRLI GECELER

SU HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ (1)





Bunları Biliyor muydunuz?

Bir çok hastalığın ana sebebini anlamak için, lütfen aşağıda aktarılan bilgileri dikkatlice ve özenle okuyalım, paylaşalım.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa,
YÜKSEK TANSİYON hastalığına yakalanırız.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde omurlardaki suyu kullanırsa,
BEL VE BOYUN FITIĞI hastalığına yakalanırız.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde kemiklerdeki suyu kullanırsa,
gut - atrit gibi romatizmal hastalıklara yakalanırız.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde akciğerdeki suyu kullanırsa,
ASTIM hastalığına yakalanırız.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde pankreastaki suyu kullanırsa,
ŞEKER hastalığına yakalanırız.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde midedeki suyu kullanırsa,
ÜLSER hastalığına yakalanırız.

* Bağırsaklarda su eksilirse, kabızlık meydana gelir ve
KOLON kanseri olma tehlikesi yaşarız.

* Hücrenin su eksikliği çok artarsa, beynimiz hücreye oksijen göndermeyi keser. Oksijen kesilmesi sonucunda da hücre KANSERLEŞME sürecine girer !!!...

Hasta olmamak için vücüdumuzu susuz bırakmamalıyız.


Alkali - Canlı su içmeliyiz. Alkali ve canlı olmayan sular ne kadar çok içilse de vücut yine susuz kalmaktadır !!!... Su alırken doğal minarallerden zengin su almalıyız.


Alkali Su Ne Demek?

Suyun içeriğindeki hidrosit iyonların suyun asidik ve alkanitik olmasını belirler. PH derecesi 7 den düşük olan sulara asidik su, PH derecesi 7 olan sular nötr, PH derecesi 7’ den yüksek olan sular ise alkali sudur. İnsan vücudunun da PH derecesi de 7.4 dür. Buna göre bir insanın sağlıklı bir yaşam sürmesi için de içtiği suyun PH derecesi en az 7 olmalıdır.  7,4 ile 8 PH derecesine sahip sular insan vücudu için makul sayılmaktadır. Bu sular, içerdiği mineraller sayesinde insan vücuduna daha çok uyum sağlar ve hastalıklardan korunmamıza yardımcı olur.

Yazımızda belirttiğimiz gibi insan vücudunun kesinlikle alkali olması gerekiyor. Aldığımız gıdalar ve içtiğimiz bazı sular insan vücudunu alkali yapacağına asidik bir yapıya getirmektedir.  Hastalıkların oluşmasında başrol oyuncusu olan mikroplar ise asidik ortamda daha çok yayılıp daha çok vücuda zarar vermektedir.



Bu yüzden içtiğimiz suların alkali olması, sağlığımız için çok önemli bir faktördür.

Yazımızın sonunda ise, bazı hazır suların PH derecelerini sizinle paylaşmak istiyorum:

Çağımızın en büyük problemi ; içilen ölü sulardır !!!

Hasta değil susuzsunuz .....



(Alkali Su Markaları:)

Aytaç Su: 7.8

Saka: 8.1

Pınar : 8.0

Hayat Sakarya: 7.8

Erikli: 7.25

Hayat su Adana: 7.48

(Asidik Sular:)

Pınar madran: 6.9

Nestle: 6.8

Turkuaz: 6.76

Özkaynak:6.65

Sırma:6.60

Sultan: 6.60
SEYYAH HAYIRLI AKŞAMLAR DİLER
BOL BOL SU İÇMEYİ UNUTMAYALIM ARKADAŞLAR

DEVİNİM'İN yorumundan sonra bi eklemek istedim.Yazıyı okuyan arkadaşlar lütfen bir bardak su içelim bu yazının üstüne.Ben içtim:)

25 Şubat 2013 Pazartesi

KURAN'DA ÜZERİNE YEMİN EDİLEN MEYVE:İNCİR




İncir, Kur'ân'da adına müstakil sure bulunan ve üzerine yemin edilen bir meyvedir. Peygamber Efendimiz (sas)'in kendisine ikram edilen inciri yediği ve "Yiyin, şayet cennetten inme bir meyve bulunduğunu söyleseydim, işte bu derdim." dediği rivayet edilmektedir. Hristiyan ve Musevî kaynaklarında da adından söz edilen incir, beşbin yıldan beri Anadolu ve Akdeniz'in çeşitli bölgelerinde hasadı yapılan bir bitkidir.



Şimdi incir aklına nerden geldi derseniz bu gün face de incir ile ilgili aşağıdaki bilgiyi vermişler.Bende bunu biraz daha genişletip sizinle paylaşmak istedim.Kimbilir incir belki can sıkıntısına da iyi gelir :)


İNCİR VE ZEYTİNYAĞININ KARDEŞLİĞİ

ÖKSÜRÜK OLANLARIN DİKKATİNE ASTIM, ALERJİK ASTIM

Saf zeytin yağında bir gün bekletilmiş kuru incirden sabahları aç karnına 2 adet yemelerini ve yeniden 2 tane inciri zeytin yağına koyarak ertesi günü yiyerek bu kürü en az 6 ay devam etmeliler.(aralık vermeden)

Tazesi de malum tembel mideyi çalıştırıyor,bağırsakları yumuşatıyor,sinirleri kuvvetlendiriyor boğaz ağrılarını kesiyor çıbanları olgunlaştırıyor,bronşları yumuşatıyor.

Ayrıca incir ağacının dallarındaki süt ise siğilleri geçiriyor.



Şimdide benim araştırmalarımdan bir kaç şey yazayım.
1-Kuru incir,cevizle birlikte tüketildiğinde,vücudu zehirlerden korur.Ayrıca,bronşite de iyi gelip,öksürüğü keser.
2-Suda kaynatılmış incir kurusu boğaz şişkinliğine ve iltihaba iyi gelmektedir.
3-Öksürüğü kesmeye ve boğaz ağrısına iyi gelir.
4- Karaciğer dostudur ve kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olur.
5-Kanseri engellemeye yardımcı olur.
6- Yüksek orandaki demir içeriği ile kansızlığa çok iyi gelir.
7-Sesiniz kısıldığında hemen bir inciri bir su bardağı kadar sütün içine koyup cezvede kaynatın.Ilık ılık bu şurubu için çok yararını göreceksiniz
8-İnciri süt yada sirkeyle,eğer oda olmaz ise yalnızca zeytinyağına batırıp yiyerek basur şikayetinden kurtulabilirsiniz.
9-İnciri ceviz ile birlikte yerseniz hem vücüdunuzu zehirlerden korur,hemde bronşite iyi gelerek öksürüğü keser.Nezle içinde faydalıdır.


Kuran ayetlerini tefekkür ederek inceleyen bir insan,rabbimizin hiç bir konuyu eksik bırakmadığını ,hem dünyada hem ahirette rahat edebilmesi için bizlere çeşitli yollar göstermiştir.Cenabı hak insan yaşamına ve sağlığına en uygun besinlere ,çeşitli şekillerde işaret etmiştir.
Tin suresine adı verilen üzerine yemin edilen incirin,şifa konusunda sayılamayacak kadar faydaları olmasına rağmen ben burada sadece bir kaçını sayabildim.
Rabbimiz ,zevkle yenen bumeyve içinde ,insanın ihtiyacı olan maddeleri ,onun sağlığına uygun bir denge ile adeta paketlenmiş şekilde bizlerin yararına sunmuştur.
Tüm bu nimetlere karşı borcumuzu şükrederek ödemek rabbimize karşı vazife ve görevimizdir

SEYYAH ŞİFA DOLU GÜNLER,AYLAR,YILLAR DİLER


24 Şubat 2013 Pazar

CANIM ÇOK SIKKIN



Evimi çok seviyorum geniş rahat ulaşımı kolay ama şu ustalardan çekdiğimi hiç kimseden çekmedim.Bitip tükenmek bilmeyen bir sıkıntı yaşıyorum.Alt kattaki komşumun banyolarına su akıyormuş.Ne var bunda diyeceksiniz usta çağırırsın olur biter .Demesi kolay ama bende bitmiyor.Usta çağırıyorum her defasında bir başka yeri kırıyorlar,bazan gerekli olmyana yerleride kırıyorlar hah tamam halloldu diyorum,beş bilemediniz altı ay sonra tekrar alt komşum arıyor yine akıyor.

Artık öyle bir hal olduki komşum aradığı zaman başka bir şey olsa bile neresi akıyor yine diye açıyorum telefonu.Ve korktuğum son bu akşam yine başıma geldi.Komşum gayet sinirli bir şekilde iki banyonunda aktığını söyledi oturdum bir güzel ağladım.Sonuçta kim komşusuna zarar vermek isterki her iki tarafada maddi manevi yıkım.Ona su akıyor benimde evim yıkılacak.Bir kaç sene önce tadilat yaptırdım jakuziler kondu her şey dört dörtlük ama benim kabusum yine bitmedi.
Uzattığımın farkındayım ama çok canım sıkılıyor.Hem suçlu durumuna düşüyorum hem çaresiz kalıyorum.Bakalım bu gün yine usta çağırdım ne olcak nereler yıkılacak hadi yıkıldı fayda verecekmi vermeyecekmi belli değil.
Artık kafayı yiyeceğim.Artık benim işim ustanın insafına sizin dualarınıza kaldı.

23 Şubat 2013 Cumartesi

GÜLELİM,GÖRELİM,DÜŞÜNELİM
















                                           NEŞELİ ,HUZURLU HAFTA SONLARI DİLİYORUM

ORTAYA KARIŞIK

                                                              YOĞUN GEÇEN GÜN


Bu gün çok yoğun geçti günüm.Çok sevdiğim bir arkadaşımda sabah kahvaltısında buluştuk,kahvaltı dedi isem anca brunch oluyor bizimki.Birbirinden güzel lezzetler vardı sofrada yalnız en çok dikkatimi çeken karnıbahar ve brokoli salatasının sosu oldu.Portakal suyu ,limon suyu balzamik sirke ve tabiki yağ.Yalnız portakal suyu inanılmaz yakışmıştı salataya.Aklınızda bulunsun yani.


Evet ikinci olarakda bu gün salacak sahilinde blogger buluşması vardı  MİNİK ATÖLYEM ağırladı bizleri,aynı zamanda Seçil'in doğum günüymüş bu gün çok güzel bir gün geçirdik.CADI KIZIN DIRDIRI,GULIHAN,GURME ŞİRİNE ve bir kaç arkadaş la daha tanıştık.Seçil' e teşekkür ediyorum.Hem tanıştık hemde kaynaşmış olduk.


Bu arada buluşma mekanımız çok güzeldi,özellikle manzarası


Ayrıca Seçilimiz bize minik süprizler hazırlamış.Kendi elleri ile lavanta kesesi dikmiş bize ve peçetelik hazırlamış çok hoş bir süprizdi.Ayrıca pastamızda çok lezzetliydi.


Eve geldiğimde bir süpriz daha karşıladı beni kitap yurduna sipariş verdiğim kitaplarım gelmiş.Şubat ayında nazara geldim hiç kitap okuyamadım daha doğrusu başladığım klasik bitmek bilmiyor.Araya biraz tarih sokacağım her halde.Şimdilik benden haberler bu kadar
Her keze hayırlı akşamlar

HAFTANIN ESMA-ÜL HÜSNASI


Sen hidayetini göndermezsen kalpler nasıl tatmin olur. Sen inandırmazsan kim mü’min kalır. Sen emniyet vermezsen kim endişelerimi giderir. Heveslerimin tuzağına düşürme beni. Şüphe ve endişelerden uzak eyle beni. Öyle mü’min eyle ki pişmanlıklarım beni sana döndürsün.



YA MÜ’MİN c.c

İman eden kulunu koruyan.
Allah c.c , kıyamet günü azap gören mü'minleri cehennemden çıkardıktan sonra onlara derki: 
"Mü'min benim, sizler de mü'minlersiniz" 

İhlasla "Yâ Mü'min" diye bir müslüman bu isme devam etse, küfürden, şirkten,
yalandan, insan ve cin şerrinden emin olur. Her türlü hastalıktan kurtulur.


Dr.Arif Arslan Hoca’nın “Allah’ın isimlerinin sırları” isimli eserinde şöyle diyor; Özel istek ve ihtiyaçları bulunan kimseler,her gün (136) yüz otuz altı defa olmak üzere 43 gün ” YA MÜ’MİN CELLE CELALÜH”  isminin zikrine devam etmeli ve sonra isteyeceğini Allah’tan istemelidir.Bu süre içinde isteği mutlaka yerine gelir.
Ayrıca bu ismin zikrine devam etmek te çok faydalar vardır.Bunlardan bazıları;
Bu ismin zikrine devam etmek le insanın gönlü nurlarla dolar.
Dünya ve ahiret işleri dengeli bir şekilde yoluna girer.
Dili yalan,küfür,çirkin sözler ve kötü şeylerden korunur.

YA ALLAH,YA RAHMAN,YA RAHİM,YA MELİK,YA KUDDUS,YA SELAM,YA MÜ'MİNÜ
Evet bu gün 7dinci esmamızıda öğrenmiş olduk.Hepinize hayırlı günler dilerim

22 Şubat 2013 Cuma

BEKLENEN GÜN GELDİ GEÇTİ BİLE

SEYYAH'IN SOFRASI


 Misafirler kapıdan ben bacadan blogumun başına geçtim.Tabi o yorgunlukla bilgisayar başına geçince cÂnım 5yorumu sildim.Yayınlaya basacağıma sile bastım ve tüm çırpınmalarıma rağmen geri getiremedim.Her neyse bu gün çok sevdiğim arkadaşlarım geldiler ,masamı çok beğendiler,onlar beğenince bende yorgunluğumu
atmış oldum.


 Misafrilerime masa hazırlarken ufak tefek süprizlerden hoşlanıyorum,bu günde arkadaşlarıma konseptime uygun yeşil zarflar içinde hadisi şerifler koydum,Bu günün anısına.Kimin şansına ne gelirse,bazen de beraber çektirdiğimiz bir fotoğrafı koyarım,Böyle ufak tefek süprizlerden hoşlanırım.


Bu günün yıldızı ilk defa denediğim şeker hamurlu kalpli kurabiyelerdi.Yazımın sonunda tarifini vereceğim inşallah.


 Bir seyyah klasiği olan portakallı kek yaptım bu sefer süslemesi değişik malum şeker hamuruna yeni başladım  ya yeni heves önüme gelen yeri şekerlemek istiyorum.Portakallı kek için buraya tık tık


Bu gün ilk defa kanepe yaptım.Çok cici oldular aslında çok kolay ama bir o kadarda uğraştırıcı,gece dörtte kalktım ancak yetişdirdim.Tabi bunda benim yaşımında etkisi olabilir.Gençler daha hızlı yapar


Bu gün benim için ilkler günüydü.Tartolette ilk defa yapıyorum,onun için süslemesini çok iyi yapamamış olabilirim,ama idare eder her halde:)



Anacığım çocukluğumda çok yapardı,Kanepe ben çok severim misafrilerimde beğendi.Gelelim şimdi benim

PEMBE RÜYA'NIN TARİFİ'NE
MALZEMELER;
YARIM BARDAK SIVI YAĞ
YARIM MARGARİN
BİR YUMURTA
YARIM PAKET KABARTMA TOZU
BİR BARDAK PUDRA ŞEKERİ
İSTEDİĞİNİZ RENK ŞEKER HAMURU
YETERİNCE UN
(Dersim daha oralara gelmediği için birazda tembellikten hazır şeker hamuru aldım)
Bu tabir çok hoşuma gitmiyor ama ne sert ne yumuşak bir hamur olsun diyeceğim .Bu arada ben 2 ölçü yaptım.Tam ununu koyarken aklıma geldi bir bardak da fındık tozu ilave ettim.Kıyır kıyır oldu.Her zaman dediğim gibi ben profosyenel bir mutfakçı değilim bazı şeyleri deneme yanılma yoluyla buluyorum.

HEPİNİZE HAYIRLI AKŞAMLAR DİLİYORUM

21 Şubat 2013 Perşembe

SEYYAH'IN İLK ŞEKER HAMURLU KURABİYESİ

                     HAYIRLI GECELER ARKADAŞLAR


Geçen gün gittiğim diş buğdayından sonra bende bi şeker  hamurla kurabiye yapma aşkı hasıl oldu.Daha öncedende vardı ama bu hızlandırdı .Aslına bakarsanız MÜGE HÜNER'İN kurabiye ve pasta kursuna girmek istiyorum ama ah şu benim aceleci ruhum yokmu yine iş başında
Ama azmettim kursa gideceğim bu sadece hazırlık turu
Sabırsızlık diz boyu.Hemen gittim malzemeleri aldım orada halimi göreceksiniz yeni okula başlayan çocukların kırtasiye alınırken heyecanlandıkları gibi bende çocuklar gibi neşeliyim
Bir birinden değişik malzemeler,kalıplar,gıda boyaları,şeker hamurları ,neler neler tam benlik,her neyse kendimi elimden geldiği kadar zapt ederek (bu çok zor oldu) alışverişimi tamamladım.Ama aklım orda kaldı bu gece rüyama girer her halde.


Efendim şimdi ben bu kurabiye bir isim vermeliyim.Pembe rüya olsun.Tarifi bana ait nasılmı söyle efendim,eskiden annem kek yada poğaça yaptığı zaman anne nasıl yaptın diye sorardım oda göz kararı şundan göz kararı bundan derdi.Bende anne göz kararı ile kek mi yapılır derdim.İşde gün bu gün  bende artık yaşlanıyorum her haldeki üç dört tarife bakıp bu değil bu hiç değil dedikden sonra kafamdaki tarifde buluştum .Aslına bakarsannız tarifi şu anda vermeyi çok isterdim ama çoooooook yoruldum.Yarın erken kalkıp hazırlıklarımı tamamlamam lazım. Böreklerimi sardım,dolapda,diğer böreğin içini hazırladım.
Yarın görüşmek üzere misafirler gider gitmez sizinleeyim.
HEPİNİZE HAYIRLI GECELER

Blog'umda en çok görmek istediğiniz konu