30 Ocak 2013 Çarşamba

OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR NEFES SIHHAT GİBİ




Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi


*Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
(Halk için muteber olan valiliktir, genaralliktir, başbakanlıktır...
Ancak gerçekte dünyada bir nefes sıhhatten daha değerli hiç birşey yoktur...) demek istiyor..




Sesininzi duyar gibiyim şimdi nereden çıktı bu söz seyyah diyorsunuz.2gündür 39-40 derece ateşle adeta paçavraya döndüm.Önce her zamanki gibi griplerimden dir deyip doktora gitmemek için direndim taki ateşim kırka çıkıp sıtmalanınca soluğu acilde aldık.Güldehan bana önce sen gir anne diyor ben önce sen kızıım diyorum.Derler ya keller körler birbirini ağırlar.Bizimki de o hesap.
Aman yarabbim bu ateş ne kötü bir şeymiş efendim sanki bütün eklem'lerimi lime lime kesdiler ben bu yaşıma geldim böyle bir şey yaşadığımı hatırlamıyorum.
İnsanın ne gezme keyfi, ne yeme keyfi, ne hobi keyfi ,hiç bir şeyi kalmıyor.Bu gün üçüncü günü bitirmek üzereyim iğne ve serumlardan sonra bu gün bir parça gözüm açıldı ve soluğu burada aldım.Onun içindirki bir nefes sıhhatin yerini hiç bir şey tutmuyormuş efendim.


Grip diyip geçtiğimiz şeyin nasıl koskoca bir insanı paçavraya çevirdiğini seyyah yaşayarak test etmiş oldu.Şu anda  bütüün hastalarımıza Allah'tan acil şifalar diliyorum efendim.Aman kendinize iyi bakın ve hasta felan olmayın.


Hastalığımın bir iyi yanı ise gözümün açık olduğu zamanlarda bolca kitap okumamdı.Bu sayede bu kalın kitabıda bitirmiş oldum.deep tone sayesinde bu kitapdan haberim olmuştu.İyikide haberim olmuş.Zaten deepsi nin ne zaman kötü  bir şey tavsiye ettiiği olmuşki
Kitabımız 2.Dünya Savaşı Almanya'sını anlatıyor.Bir eve evlatlık verilen liesel'in küçük dünyasında geçen çok büyük olaylar.Üvey babasından okumayı öğrenmesi  yeni kitaplar elde etmesi (genelde hırsızlık yaparak)
dostlukları.Ve anlatmakdan aciz kaldığım neler neler,acılar hüzünler ,sıkıntılar,dostluklar
Çok keyifle okudum çok akıcı özel bir dille yazılmış.İşin en ilginç yanı ise bu romanın ölüm meleğinin ağzından yazılmış olması.Farklı bir anlatım çok farklı bir kurgu.

HEPİNİZE SAĞLIKLI BOL KİTAP OKUMALI GÜNLER DİLİYORUM



27 Ocak 2013 Pazar

HAFTANIN ESMA-ÜL HÜSNA'SI







Melik : Herşeyin hakimi, bütün kâinatın hükümdarı.
Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Hak melik olan Allah pek Yücedir, O'ndan başka İlah yoktur; Kerim olan Arş'ın Rabbidir." (Mü'minûn, 116)

Melik ismi, gerçek anlamda her yönüyle yalnız Allah içindir. Bu sıfat, Allah'ın diğer bütün kemâl sıfatlarının var olmasını zorunlu kılar.

Melik ya da malik olma, malik olunan şey üzerinde istenildiği biçimde tasarrufta bulunmayı gerektirir.

Bütün kainat Allah'ın mülküdür ve Allah mülkünde dilediği gibi tasarruf sahibidir.

İnsan yeryüzünde halife olduğu için, kendisine yeryüzü mülkü üzerinde izafi bir meliklik yetkisi tanınmıştır.

Herkesin belli bir tasarruf sahası vardır. Fakat bu tasarruf, hiç bir zaman mutlak değil, sınırlı ve Allah'ın tanıdığı alanda sadece bir emanettir.


Allah Teâlâ için insanların meliki denirken, O'nun insanlar üzerinde mutlak tasarruf sahibi olduğu anlatılmak istenir. Fakat şirk koşan insanlar, Allah'ın melikliğini yeryüzünde ve dolayısıyla insanlar üzerinde tasarruf sahibi olmak ve yeryüzündeki servetleri, yani mülkü diledikleri gibi kullanmak için gasbetmeğe çalışırlar.

Tenbih : Kulun mutlak melik olması hiç düşünelemez. Çünkü onun her şeyden müstağni olduğu söylenemez. Allah'tan başkasına ihtiyacı olmasa bile, mutlaka daima Allah'a muhtaçtır.

Kullardan gerçek Melik o kişidir ki; Allah'tan başka kimsesi olmaz. Allah'tan gayri her şeyden alakasını keser, bununla beraber asker ve halkının kendisine itaat ettiği boyun eğdiği ülkeye sahip olur. Nasıl mı? Şöyle: Çünkü onun öz ülkesi kalbi ve kalıbıdır. Askerleri ise, gazabı, şehveti, hava hevesidir. Halkı ise: dili, gözleri elleri ve sair azalarıdır. O, bütün bunlara hakim olup da kendisine boyun eğdirirse, işte kendi iç dünyasında sultanlık derecesine yükselmiş demektir. Bir de buna insanlara karşı olan ihtiyaçsızlığı hususu da eklenirse işte yeryüzünün sultanı olmuş demektir.



"Yâ Mâlik" Bir kimse sabah namazından sonra bunu okumaya devam ederse o kimse dünyalık ve ahiretlik olarak riyasetten emin olur. Halkın gözünde hürmetli ve heybetli olur.

Hz.Hızır aleyhisselamdan nakledildiğine göre bir kimse bir hastanın hatırını sormaya gittiğinde şifa niyetine

112 kere "Allahümme ente'l-melikü'l-hakku'llezi lâ ilâhe illâ ente yâ Allah ve Selâmü ya Kâfi"

3 kere de "Yâ Şifae'l Kulûb" dese o hastanın hastalığı Allah'ın izniyle sıhhate dönüşür. (4)

YA ALLAH-YA RAHMAN -YA RAHİM-YA MELİK
BU GÜN DÖRDÜNCÜ ESMA'MIZ EZBERLEMEYİ UNUTMAYIN OLUR MU?

HEPİNİZİN HAYIRLI BİR HAFTA GEÇİRMENİZİ                                    TEMENNİ EDERİM.SAĞLICAKLA KALIN

ORTAYA KARIŞIK



Ne sahip olduğundur hayat, nede umdukların bunca zaman.
Yüreğin kadardır hayat !
'Seviliyorsan renkli, seviyorsan siyah beyaz'.

Can Yücel

Önce bir Can Yücel şiiri arkasındanda Güldehan ile Karemelin aşkı


Kızım dün biraz keyifsizdi bu gün hepten ateşlendi.Karemel se yanından bir an olsun ayrılmıyor.Kızım gönderiyor yanından o gelip yine onun koluna yatıyor.Gerçek dostluk bu olsa gerek .


Bu gün pazar olduğu için bütün gün evdeydim ve bolca motif ördüm.Yeni şekiller türettim.Hala kararsızım.Şimdilik bütün renkleerden göbek öreceğim çarşamba günü modelin detayı hakkında nihai karara varacağım.Sizinde öneriilerinize açığım
Güzel bir karikatür  ile yazıma son veriyorum


                                                          HEPİNİZE HAYIRLI GECELER

EMPATİ İLE İLGİLİ GÜZEL BİR HİKAYE



Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş.

Mutlaka Okuyun~~

Bu durumu konuşmak için aile doktoruna danışmış; doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş. "Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla"

O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi uygulamaya koymuş. 40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş 'Hayatım bu akşam yemekte ne var?' Cevap yok.

Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu tekrarlamış 'Hayatım bu akşam yemekte ne var?' Yine cevap yok.

Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş. 'Hayatım bu akşam yemekte ne var?' Hala cevap yok.

Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve soruyu tekrarlamış 'Hayatım bu akşam yemekte ne var?'
Yine cevap alamamış.

Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş.
--'Hayatım bu akşam yemekte ne var?'

--'Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuuuuuuk'

Herkes sorunu başkalarında ararsa, çözümü nasıl bulacağız...!!!


Bu hikayeyi dün face de okudum.Çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim.Empati yapmayı becereblirsek hayatın  bizler ve karşımızdakiler için daha kolaylaşacağı kesin.Hepinize hayırlı günler diliyorum.

26 Ocak 2013 Cumartesi

Torium Avm & EL İŞİ'M



 Türkiye’nin İlk Snowpark’ı da Torium’da



Seyyah bunu duyarda gitmeden dururmu.Hazır çocuklar tatile girmiş Kartalkaya,yada Kartepe ye gidecek imkanda yok.Eeeeee o zaman ne yapmalı arabaya benzini koyduğumuz gibi Torium'da soluğu almalı.Giderken güle oynaya gitti.10da çıktık 11de oradaydık.Torium Haramidere.E-5 ve Tem otoyollarının kavşak noktasında bulıunuyor


Torium içinde yer alan Türiye’nin ilk kar eğlence merkezi Snowpark’ta ziyaretçiler dört mevsim kış sporlarının ve kar eğlencesinin keyfini yaşayabilecek. Torium içinde yer alan Snowpark’ta kızaklı tüp kaydırak, 70 metre uzunluğunda 3 sıçrama rampalı snowboard parkuru, çift ahşap kızak rampası, halatlı dağ tırmanışı, kayak eğitim parkuru ve kar oyunları alanı yer alıyor.


Çocuklar doyasıya eğlendiler.Bende seyrettim onları.Sonra akıllıya malum olur derler:)
geçe kalmayalım dedim üçe çeyrek kala geri dönüş için yola çıktık.Saat beşde evimizdeydik.Bir ara camadan kafamı dışarı çıkıp bas bas  bağırmak geldi içimden ama kendime mani oldum.
Sonuç olarak değdimi derseeniz çocuklar mutlu olduğu için tabiki de değdi ama Anadolu yakasından gidecekelr için erken gidip erken dönmek lazım.


Turşu vaziyetinde eve geldim.Sağolsun kızlarım çayımı verdiler bende ayaklarımı uzattım elişimi aldım elime.Bu örtüyü Güldehan hanım sahiplendi renklerini o ayarlıyor.Yoksa lacivert ve kırmızıyı yan yana getirmezdim ben ama madem onun örtüsü karışmayayım dedim ne renk isterse onu yapacağım.Zaten kendime kota koydum günde bir çiçekten fazla yapmıyorum.Nasıl papatyalarımı beğendinizmi.Tavsiyeleriniz varmı.

Buda internette bulduğum baaşka bir versiyon .Ben şimdi kara kara düşünüyorum bütün papatyaları hangi renkle birleştireceğime karar veremedim hala!


FADİNİN SANATI Sağolsun yorum yapmış ve detaylı resim istemiş.Bunuda ekleyiverdim.

SEYYAH HEPİNİZE HAYIRLI AKŞAMLAR DİLER

25 Ocak 2013 Cuma

TEBESSÜMLÜ HAFTA SONLARI


Biraz tebessümden kimseye zarar gelmez hafta sonuna gülerek başlayalım ne dersiniz.Seyyah sizin için seçti




                                       ÖNEMLİ NOT:Bende bağış yapabilirim hemde seve seve:)


                      Eyvah Güldehan'ın karneside arkadaşın da acaba oda korkutmak içinmi aldıki?


MALESEF BİRAZ GEÇ ANLAMIŞ ANLAŞILAN O Kİ :)



                        Zavallı kedicik feleğini şaşırmış.Ne kadarda karamele benziyor.Üzüldü vallahi.Bu videoyu face de ALLAH NE VERDİYSE YEMEK paylaşmış bende sizinle paylaşayım 

YAZDAN KALMA GÜZEL BİR GÜN ve BİTMEYEN DOSTLUK


Kaç gündür biraz sıkıntılı idim.Takip edenlerde bilirler.Bir arkadaşımı üzmüş olabileceğimi düşündüğüm için .Sizlerde çok güzel yorumlarda bulundunuz,gerçek dostluklara bir şey olmayacağını yüzyüze konuşmam gerektiğini söylediniz.


Bende bu gün sözünüzü dinleyip bostancı sahilinde buluştum kendisi ile.İyikide buluşmuşum ikimizde konuştuk dertleştik.Gerçektende  kendimi heder edeceğim bir durum yokmuş ama benim yengeç likden gelme hassasiyetimden geliyor başıma ne gelirse.Her neyse sonuç tatlıya bağlandı çok şükür.Artık bu gece rahat bir uyku çekeceğim Allah nasip ederse.


Bu arada hava o kadar güzeldiki anlatamam size güneş gözlükleri bile yetmedi.Sahil boyundaki kafeler tıklım tıklım dolu oturacak yer yoktu adeta.Bu arada yaş ortalamasına gelince ikinci baharını yaşayanlar doldurmuştu her yeri.Bir ara kendimi huzur evinde gibi hissettim.O derece yani.Sizi güzel bir dostluk şiiri ile baş başa bırakıyorum.

Bedri Rahmi EYÜBOĞLU - Dostluğumuz

Dostluğumuz güzel bir kuştu
Alkanat morkanat belalı bir kuş
Alkanat morkanat pahalı bir kuş
Otuz yıl nuh demiş kafeste durmuş
Kadrini bilmemişiz uçmuş
Uçar ayak olmayacak yerler sıçmış
Oluyor böyle şeyler oluyor
Canıma değdikçe canım acıyor
Elime değdikçe elim yanıyor
Çok uzaklarda bir yer kanıyor
Yo olduğun gibi görün diyor
Ya göründüğün gibi ol
Dol karabakır
Dol karabakır
Dol karabakır

Olur mu böyle olur mu?
Olur
yersiz bir çalım bir azamet
Şaşı bir kibir
Bir afra bir tafra
Ciğeri beş para etmez yersiz bir gurur
olur böyle şeyler olur
Gururun bu kadarı ebegümecinde de bulunur
Dostluk dediğin güzel bir kitap
Hava gibi
Su gibi
Ekmek gibi
Vazgeçilmez bir tad
Sonuna kadar dayanmak şart
Dostluk dediğin eşsiz bir kitap Sevmediğn sayfaları varsa
Atla
Sayfayı kökünden yırtmak şart mı
Dostluk dediğin kiralık at mı
Dostluk dedğin taksi mi
Dilediğin zaman açan mı
Dostluk dediğin çok nazlı bir kuş
Kapıp da kaçan mı
Gözünün bebeği gibi korumak marifet
Dostluk dediğin nadir bir kuş
Huyuna suyuna dikkat
Bir kez kuyruğu titretti mi
Diriltene mükafat

Oluyor böyle şeyler oluyor
Her ahbaba dost denmiyor
Gitti mi bir kez gelmiyor
Dostluk dediğin nazlı bir kuş
Her kuşun eti yenmiyor
Dol kara
Dol bakır
Dol

Dostluk dediğin filfilli fistan
Her Allahın günü giyince insan
İster istemez aşınıyor-eskiyor-inceliyor
Eskidikçe tadına doyulmuyor
Nazdan nazik oluyor

Çiniden bilezik-
Bizer kadrini bilmedik
Hıyarca davrandın mı tuz buz-
Paramparça dostluğumuz

Bedri Rahmi Eyüboğlu  

SEYYAH HAYIRLI GECELER DİLER

HAFTANIN HADİS-İ ŞERİF-İ

                                          
CENNETİN BEDELİ "LA İLAHE İLLALLAH'TIR


"Cennetin bir bedeli var mı? ?" diye sorulduğunda , Hz.Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bu hadis-i şerifte zikredilen cevabı vermişlerdir.

"La ilahe illallah : Allah'tan başka ilah yoktur"sözü kelime-i tevhittir ve Müslümanlığın giriş kapısıdır. Bu sözle alemlerin mutlak hakiminin Allah olduğu, gerçek hkükümranlığın sadece O'na ait bulunuğu kabul edilmiş olur. Bu bakımdan kelime-i tevhit, Cenab-ı Hakk'a teslimiyet ve itaat sözüdür. Bu mübarek hadis-i şerif, ebedi mutluluk yurdu olan cennetin bedelini işte bu teslimiyet ve itaat olduğunu bize bildirmiş oluyor.

Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz başka bir hadis-i şeriflerinde , kalbinde zerre kadar imanı olanın mutlaka cennete gireceğini haber vermiştir. fakat bu çeşit müjdeli hadisler, ibadeti, tevbeyi terk veya tehir etmeyi gerektirmez. Çünkü önemli olan son nefesi imanla teslim etmektir ve bunun da salih amellerle bezenmiş bir ömür sürmekle mümkün olabildiği bildirilmiştir.

(Süyüri, el-Camiu's-Sagirm.nr.3560; Hatib el Bağdadi, Tarih,1/270;İbn Adi, el-Kamil,6/348

DEDİLER VAR MI CENNETİN SEMENİ,
KIL BEYAN BİZE YA RESULALLAH!
DEDİ OL TUTİ-İ FASİH -ZEBAN
SEMENİ"LA İLAHE İLLA'LLAH".
(dediler cennete mukabil verilecek bir şey varmı yarab bize bildir
dedi güzel bir dil ile "la ilahe illallah"

HEPİNİZİN CUMASI MUBAREK OLSUN

24 Ocak 2013 Perşembe

YAPTIM OLDU

SEYYAH USULÜ TAVUK


Canımın hiç bir şey yapmak istemediği günlerdeyim.Uzun zamandır yemek tarifi vermediğiminde farkında olarak "İstanbul'un 100 lezzeti kitabını ele aldım baktım baktım ,hiç birinde karar kılamadım.Birbirinden değişik tarifler var ama hususi alışverişe gitmek lazım onları yapmak için.Bir gün önceden haşladığım tavuk vardı ne yapsam ne yapsam diye düşünürken aklıma böyle bir tarif geldi.
MALZEMELER
2adet tavuk göğsü
2büyük soğan
4adet domates
2adet çarliston biber
2adet kırmızı biber
sıvı yağ
sana yağ
köri,safran,tarçın,kırmızı toz biber,karabiber
1tatlı kaşığı bal
3yemek kaşığı ketçap
YAPILIŞI
1-Soğanlarımıza hem sıvı yağ hem sana yağı ekleyip güzelce öldürelim.Üzerine kare kare doğradığımız domatesleri ve biberleri ilave edelim
2-Bu arada haşladığımız tavuğu iri parçalar halinde doğrayalım.
3-Ayrı bir kasede bir tatlı kaşığı bal,3yemek kaşığı ketçap,1çay kaşığı köri,bir çay kaşığı safran,bir çay kaşığı tarçını sıcak su ile açalım
4-Pişirdiğimiz harca tavukları ve ballı sosumuzu ilave edip bir iki kere daha karıştırıp fırın kabına dökelim
5-Bir 15 dakikada fırında pişirdikden sonra servise hazır.
6-Bizdeki durum tadına bakan ekmeği kopardığı gibi servise daldı  zaten bi 10 dakka sonrada aradığınız yemeğe ulaşılamadı moduna girdi:)
Umarım sizde beğenirsiniz.

23 Ocak 2013 Çarşamba

CAN SIKINTISININ İLACI


BU HAFTA HİÇ İSTEMEDİĞİM HALDE BİR ARKADAŞIMI ÜZDÜM.ÜZMEYİ İSTEYECEĞİM SON KİŞİ.TAMAMEN ELİMDE OLMAYAN SEBEBLERDEN.ÖYLE İÇİME DERT OLDUKİ ANLATAMAM.KAÇ GÜNDÜR YERDEMİYİM GÖKTEMİYİM BİLMİYORUM.SEVDİKLERİME ÇOK DEĞER VERİRİM VE ASLA ONLARI BİLEREK KIRMAK İSTEMEM.AMA BAZEN OLAYLARIN ÖNÜNE GEÇEMİYOR İNSAN.KAÇ GECEDİR DĞRU DÜRÜST UYUYAMIYORUM BİLE.YATIYORUM AKLIMDA KALKIYORUM AKLIMDA.SADECE BENİ ANLAMASI İÇİN DUA EDİYORUM.ELİMDEN BAŞKA HİÇ BİR ŞEY GELMİYOR.BU CAN SIKINTISINDADA KENDİMİ ÖRGÜYE VERDİM YA BAŞ AĞRISINDAN KAFAMI KALDIRAMIYORUM YADA DELİ GİBİ ÖRÜYORUM.ORTASI YOK BU ARA.RABBİM İNŞALLAH FERAHLIK VERİR GÖNLÜME
MALUM KOLTUK ŞALI VE YASTIKLAR ÖRMÜŞTÜM.2YASTIĞI DİKTİRMEYİ BAŞARDIM.İPLERİM ARTTI HADİ OLDU OLACAK BİRDE PUF'UMA ÖRTÜ YAPAYIM DEDİM,FENA OLMADI BENCE  


 KARAMEL'İNDE HOŞUNA GİTMİŞ OLACAKKİ HEMEN Bİ KEYFİNE BAKTI BİZİM KIZ


SANKİ BÜTÜN BU ÖRTÜLERİ HANFENDİ İÇİN YAPIYORUM.HEMEN GELİP ÜSTÜNE KURULUYOR ÖYLEDE GÜZEL UYUYORKİ ANLATAMAM.
BU ARADA BU PROJE BİTİNCE YENİ PROJE ARAYIŞLARINA GİRDİM ÖNCE DEĞMESİN YAĞLI BOYA'NIN BLOGUNDA VAGON TEKERİ MODELİNİ GÖRDÜM SONRA BAŞKA BLOGLARDA DEĞİŞİK DEĞİŞİK ENTRESAN MODELLER.EN SONUNDA PATCHWORK DENDE TANIDIĞIM ALTIGEN MOTİFLERDE KARAR KILDIM


BU BLOGDA GÖRDÜĞÜM ORJİNAL MODEL.BEN AYNI MODELİ YAPAMADIM BAŞKA YAPTIM.

BUDA BENİM İLK ALTIGEN ÇİÇEĞİM.BAKALIM NASIL OLACAK DEVAMI.HENÜZ KARAR VEREMEDİM TEK RENKMİ YAPSAM YOKSA RENGARENK Mİ YAPSAM
ZAMANA BIRAKTIM.HEPİNİZE HAYIRLI GECELER

KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN


Bu gece peygamberimiz Hz Muhammed Mustafa SAV 'in dünyaya şereflendirdiği gecedir O peygamber ki insanların sapıklıkta sınır tanımadığı, cehalette en üst seviyelere ulaştığı, küfür ve şirkin kölesi olduğu bir zamanda dünyaya şeref vermiş ve dünyaya ilahi bir nur, rahmani bir şifa olmuştur Dularımız bu gece eksik olmasın, kalplerimiz imanla dolsun, kandiliniz mübarek olsun

22 Ocak 2013 Salı

Bir genç kızın mutfak macerası: Cornflakesli Tatlı

Bir genç kızın mutfak macerası: Cornflakesli Tatlı: Malzemeler 400 gr cornfleks 7 adet metro çikolata 1 yemek kasığı bal 1 yemek kasığı süt 75 gr margarin Yapılışı Metro çikolatalar ...

SEVGİLİ PEYGAMBERİM VE MEVLİD KANDİLİ




Resûl-i Ekrem’in Güzel Sûretİ: HİLYE-İ SAÂDET

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bütün yaratılmış olanların en güzeli en yakışıklısı idi. Mübarek vücûdu güçlü kuvvetli idi. Zayıf ve semiz olmayıp orta halde, etleri sıkıca idi. Münevver cildi ipeklerden yumuşaktı. Latif cisminin kokusu fevkalâde güzeldi. Dokunduğu şeylerden günlerce güzel kokular duyulurdu. Nezih cismi beyazdı, nûrânî idi. Bu beyazlık içinde latif bir pembelik parıldardı. Pek sevimli olan mübarek boyu ne kısa, ne de uzun idi. Bununla beraber, yanında bulunanlardan daima uzun görünürdü. Göğsü ve iki mübarek omuzlarının arası geniş idi ve nurlu omuzlarının arasında güvercin yumurtası gibi bir kırmızı ben nişanesi var idi ki bu bir hâtem-i nübüvvet; peygamberlik mührü idi.

O Nebiyy-i Zîşân'ın söz söyledikçe inci dânelerinden daha berrak olan dişlerinin parıltısı görülürdü. Parlak alnı genişti. Hilâl kaşları uzunca idi. Kaşlarının arası açıkça idi. Letafet nişanesi olan kirpikleri uzun ve siyah idi. Saâdetli sakalı sıkça idi, bir tutam boyunca bulunurdu. İrtihâlleri sırasında mübarek başıyla sakalının beyaz saçları henüz yirmi kadar bulunuyordu. Sünbüllerden daha zarif, daha güzel kokulu bulunan başının saçları ne pek kıvırcık, ne de pek düz idi, kulaklarının yumuşaklarını geçmezdi.

Resûl-i Ekrem Efendimiz'in bütün âzaları pek mükemmeldi. Başkalarının göremeyecekleri, işitemeyecekleri kadar uzak yerlerde bulunan şeyleri görür, sesleri işitirdi. Pek vakarlı olan yürüyüşü, inişten aşağıya doğru akar gider gibi süratlice idi. Kendisini ilk gören bir kimse bir heybet içinde kalırdı, kendisiyle görüşüp konuşmak şerefine nail olan kimse ona karşı derin bir muhabbet duyardı. Onun yüksek evsâfını görüp yâdedenler onun bir mislini ne ondan evvel, ne de ondan sonra görüp bilmediklerini itiraf ederlerdi.Hâsılı, o bir letafet ve mükemmeliyet hârikası idi. (Sallallâhu aleyhi vesellem)



VELÂDET (MEVLİD) KANDİLİ

Yarın akşam, Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafâ’nın (s.a.v.) âlemleri şereflendirdiği Velâdet Kandili’dir.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), Rebîulevvel ayının 12’nci Pazartesi gecesinde kâinâtı teşrîf etmişlerdir. Bu îtibârla bu ayın 12’nci gecesi hicrî senenin ilk kandilidir. Yarın akşam, Peygamberimiz (s.a.v.)’in dünyâyı teşrîflerinin kamerî 1487, milâdî yılla 1442. yılını idrâk edeceğiz.

Bu ay içerisinde mümkün olduğu kadar salât ü selâm getirmeli; Salât-ı Nâriye, Salât-ı Münciye ve Salât-ı Fethiye okumaya çalışmalıdır.

Bu gecenin mânevî zenginliğinden istifâde etmek için bir tesbîh namazı kılmalı, bir de Hatm-i Enbiyâ yapmalıdır.

21 Ocak 2013 Pazartesi

BİTEN YENİ KİTAP


MART MENEKŞELERİ


Bir kadının yüreği sırlarla dolu bir denizdir...

Gerçek aşkı yaşadığına inanan ünlü yazar Emily Wilson, kocasının başka bir kadını ona tercih ettiğini öğrenince, hayal kırıklığına uğrar. Tüm bu olanlara rağmen yine de tek bir damla gözyaşı dökmez.

Büyük yengesi Bee, Mart ayını Bainbridge Adasında geçirmesi için onu davet eder. Emily ruhunda açılan yaraların iyileşmesi umuduyla, bu teklifi kabul eder.

Adanın mistik havasıyla huzuru yakalamaya çalışan Emily, 1943 yılında yazılmış kırmızı kadife kaplı bir günlük bulur. Bu günlük onu geçmişin tozlu sayfalarına hapsolan gerçek bir aşk hikâyesine ve altmış yıllık bir aile sırrına götürecektir...

Umudun, hüznün ve pişmanlığın bir arada işlendiği büyüleyici bir roman… İlk kitabı Mart Menekşeleri ile Library Journal En İyi Kitap Ödülüne layık görülen Sarah Jio, insan kalbinin, ne kadar hatalı olursa olsun sevdiklerimizi her zaman affedeceğini eşsiz bir dille anlatıyor.

"Aşk, tarih ve gizem… Daha ne olsun? Mart Menekşeleri, geçmişimizin er ya da geç sürprizlerle karşımıza çıkacağını hatırlatan muhteşem bir roman."
Jodi Picoult

"Tarih, gizem ve aşkın mükemmel bir karışımı… Bu romanı elinizden düşüremeyeceksiniz."
Library Journal


SU GİBİ AKIP GİDEN BİR KİTAP.ÇOK ÇOK BEĞENDİM.HER ZAMANKİ GİBİ FAZLA DETAYA GİRMİYORUM ŞU KADAR SÖYLİYEYİM ŞÖYLE BİR BAKAYIM DİYE ELİME ALDIM VE ERTESİ GÜN KİTABI BİTİRDİM.O KADAR SÜRÜKLEYİCİ BİR KİTAP.
HEPİNİZE TAVSİYE EDERİM.HAYIRLI AKŞAMLAR



20 Ocak 2013 Pazar

HAFTANIN ESMASI



Rahîm ism-i şerifi  ahirette yalnız müslümanlara merhamet eden demektir. Bir âyet-i kerime meali:
(Ey günahı çok olan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Allah günahların hepsini affeder. O, Gafûr’dur, Rahîm’dir.) [Zümer 53]




İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
İnsan ve cin şeytanları, Allahü teâlâ Rahîmdir, affeder diyerek insanı günâh işlemeye sürükler. İyi bilmeli ki, bu dünya, imtihan yeridir. Bunun için, burada dostlarla düşmanları karıştırmışlar, hepsine merhamet etmişlerdir. Kıyamette, düşmanları, dostlardan ayıracaklardır. O gün, yalnız dostlara merhamet olunacak, düşmanlara hiç acınmayacaktır. Evet, müslümanların, zerre kadar imanı olanların hepsi sonunda, hatta çok zaman Cehennemde kaldıktan sonra bile, merhamete kavuşacaktır; fakat rahmete kavuşabilmek için, ölürken imanla gitmek şarttır. Hâlbuki günahları işlemekle kalb kararınca ve Allahü teâlânın emirlerine, haramlara önem verilmeyince, son nefeste iman nuru, sönmeden nasıl geçebilir? Din büyükleri, (Küçük günaha devam etmek, büyük günaha sebep olur. Büyük günaha devam etmek de, insanı kâfir olmaya sürükler) buyuruyor. (1/96)





YA RAHİİM
Ya Rahim ismini zikretmeye devam eden kişi; belalardan, kazalardan ve afetlerden korunur. Uykusunda ağlayan veya korkan çocuğun üzerine 269 defa Er Rahim isminin yazıldığı kağıt konulursa; çocuk bu durumdan kurtulur. 5 vakit namazlarının sonunda Ya Rahim ismini 269 defa okuyanın ahlakı düzelir. Rızkı ve bereketi artar. Hastaysa şifa bulur. Tüm nimetler okuyanın ayağına gelir. Errahmanirrahim veya Ya Rahman Ya Rahim isimlerini zikredenler; sıkıntıdan, darlıktan ve korkularından kurtulurlar. Günde 100 defa okuyanın kalbi yumuşar, Allah’ın rahmetini kazanır. Kötülüklerden muhafaza olur.

Bu gün üçüncü esma'mızı bir nebze olsun anlattık
YA ALLAH
YA RAHMAN
YA RAHİM
Hatırlarsanız her hafta bir esma ezberleyeceğiz:)

19 Ocak 2013 Cumartesi

AZERBAYCAN'DA 1990 “KARA OCAK” (QUARA YANVAR) KATLİAMI


20 Ocak olayları, Azerbaycan’da bağımsızlık harekâtının önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. 20 Ocak 1990′da, Sovyetler Birliği askerleri tarafından Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de 137 Azeri katledildi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Mihail Gorbaçov’un emriyle Sovyet tankları, 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gecede, Bakü sokaklarında bağımsızlık yürüyüşü yapan kalabalığın üzerine acımasızca ateş açmıştı. Ateş sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 137 kişi hayatını kaybetti, 700 den fazla kişi de yaralandı. Yüzlerce kişi ise tutuklandı ve ülkede olağanüstü hal ilan edildi. Azeri Halkı’nın tepkisinin artması üzerine Sovyet ordusu, Bakü’yü terk etti

Bu katliama “Kara Ocak” (Quara Yanvar) denmektedir ve asıl neden ise Ermenilerle alakalıdır. Ermenilerin artan toprak talepleri karşısında büyük bir Azeri kitlesi tepki göstermiş ve “Ermeniler Dışarı” sloganları atarak yürüyüşler tertiplemişlerdi. Buna misilleme olarak Ermenistan’da yaşayan çok sayıda Azeri kovulmuştu. Süreç; çok ustaca hazırlandı. Gorbaçov döneminde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin 25 Temmuz 1990’da yayınladığı bir kanuna dayanarak Dağlık Karabağ’da da av tüfekleri dâhil olmak üzere tüm ateşli silahlar toplandı. Karabağ’da bu toplama işini bizzat Rus askerleri yönetti. Ağustos ayından itibaren direk olarak Azerileri hedef alan Ermeni saldırıları başladı. Aslında plan göstere göstere uygulanmaya başlamıştı. Toplu taşıma araçları taranmaya, evler yakılmaya velhasıl terör yapılmaya başlanmıştı. Kısa bir süreçte; 186 bin Azeri Azerbaycan’a gitmeye zorlandı. Bu tam anlamıyla bir “Etnik Temizlik Operasyonu” olarak tanımlanabilir. Amaç; topyekün olarak o coğrafi alanda bir tek Azeri’nin kalmaması, Karabağ topraklarının tamamen Ermeni ve Ruslarca iskân edilmesi şeklindeydi.




Azerbaycan Türklerinin hem kahramanlığı, hem de faciası...
20 Yanvar Katliamı.
Unutmadık, Unutmayacağız.
Hepimiz Azerbaycanlıyız! Hepimiz Türk'üz!

ORTAYA KARIŞIK

GÜLELİM DÜŞÜNELİM FİKİR ALALIM















17 Ocak 2013 Perşembe

HAYIRLI CUMALAR

HAFTANIN HADİS-İ ŞERİF-İ




Bu mübarek hadis-i şerifinde Hz. Peygamber s. a. v. Efendimiz, bütün insanlık için bir güven ve huzur kapısı olabilecek bir prensibi son derece veciz şekilde ifade buyuruyor. Bu prensip de sözünün kişiyi yükümlü kılmasıdır. Buna göre verilen bir söz, mutlaka yerine getirilmesi gereken bir ödev, ödenmesi gereken bir borçtur.Halk arasında "söz namustur"hükmü ile,verilen bir sözün tutulmasının,vadedileninyerine getirilmesinin önemi vurgulamıştır.
Bu hadis-i şerif sanki sözün artık değerinin kalmadığı, üç beş imzalı belgelerin bile kolayca göz ardı edilebildiği bugünün dünyasına bir hatırlatmadır. Mümin kişi yalan söylemez, sözünün eridir. Ya tutamayacağı sözü vermez, ya verdiği sözü tutar. Bu onun en temel ahlâkî özelliğidir. Bilir ki sözde bir hak vardır ve muhatabiyla helalleşmedikçe o hak boynunda asılı kalacaktır.
Çağımızın son derece önemli bir sosyal yarası olan “güven krizi”ni tedavi çabasında bu nebevi uyarı hatırlanmalı ve layık olduğu üzere baş tacı edilmelidir.

[Taberâni, el-Mu’cemul-Evsât, nr. 3538; Deylemi Müsnedü’l- Firdevs, nr. 4228; Ebû Nuaym, Târihu İsfehan, 2/270]


Allahu Teala,"El-Maide Suresi"nde şu anlamlı emri bize inzal buyurmuştur."Ey iman edenler,Allah ve insanlar arasında verdiğiniz söz ve yaptığınız bağlantıları yerine getiriniz".Bu buyruk açıktır.Aksi düşünülemez.Ayrıca şuna da dikkat etmek icap eder:Kişibilerek yerine getirmek istemediği bir iş için yalandan vaadde bulunmamalıdır.Başkasını aldatmak veya bir menfeat sağlamak için verilen söz,kötü niyet ifadesidir.Ancak samimiyetle verildiği halde engeller yüzünden yerine getirilemeyen söz için mazeret makbulür.Nitekim bir hadisi şerifde "kişi kardeşine söz verdiği ve niyetinde  o sözü yerine getirmek mevcut olduğu halde,onu yapma imkanına sahip olmaz ise ,günahkar olmaz."Bununla beraber söz verirken iyi düşünmek efdaldir.

Bu arada şunuda belirtmek isterimki bu konuda en dikkatsiz olduğumuz husus çocuklarımıza vermiş olduğumuz sözler.Bazen o anı kurtarmak için çocuklarımıza yapamayacağımız yada alamayacağımız şeylerin sözünü veririz.Çocukda olsa hüküm hükümdür ,anne ve babalar olarakda bizim buna riayet etmemiz gerekmektedir.

RABBİM HEPİMİZE VERDİĞİMİZ SÖZLERİ TUTMAYI NASİP ETSİN İNŞALLAH

CUMA'NIZ BEREKETLİ OLSUN :)

HER ŞEYDEN BİR TUTAM


                                        ALLAH RAHATLIK VERSİN HAYIRLI GECELER


BU AKŞAM BİRAZ CANIM SIKKINDI BENDE HIRSIMI YÜNLERDEN ALDIM VE DAHA ÖNCE ÖRMÜŞ OLDUĞUM KOLTUK ŞALINA TAKIM 2 KIRLENT DAHA ÖRDÜM.BUNDA NE VAR DİYEBİLİRSİNİZ AMA BENİM GİBİ HER ŞEYE ALLERJİSİ OLAN BİRİ İÇİN BU YASTIKLAR BİR SIRA ÖRGÜ BİR HAPŞIRIK,BİR SIRA ÖRGÜ BİR HAPŞIRIK ŞEKLİNDE İLERLİYOR.AMA BU BİLE BANA MANİ OLAMADI VE BİTİRDİM.


KOLTUK ŞALIMI GÖRMEDİYSENİZ TIKLAYABİLİRSİNİZ.KIRLENTLER GÜZEL OLDU İŞ BUNLARI DİKMEYE  KALDI 2 TANE DE ÖNCEDEN ÖRMÜŞTÜM.BAZEN CAN SIKINTISI İŞE YARIYOR 2KIRLENTİM DAHA OLDU:)

SÖZLERİME MERHUM MEHMET ALİ BİRAND'IN BİR SÖZÜ İLE SON VERİYORUM

SİZİN VE SEVDİKLERİNİZİN SAĞLIĞI YERİNDE İSE GERİSİNİ BOŞ VERİN.
ŞU AN CANINIZ SIKKIN OLSA DAHİ,BENİM GİBİ DÜŞÜNÜN
HİÇ DEĞİLSE BU GECELİK...,

HEPİNİZE HAYIRLI GECELER

Blog'umda en çok görmek istediğiniz konu