25 Temmuz 2013 Perşembe

VERMEYİNCE MABUT NEYLESİN SULTAN MAHMUT




Sultan Mahmut kıyafet değiştirip, beraberinde sadrazam ve birkaç muhafız ile halkı teftişe çıkmış. Dolaşırken bir kahvehaneye girip oturmuşlar. Bakmışlar müşteriler kahvehaneciye seslenip duruyor: "Tıkandı Baba, çay getir"; "Tıkandı Baba kahve getir". Tıkandı Baba lakabı Sultan Mahmut'a ilginç gelmiş. Merak edip kahvehaneciyi çağırmış. Kahvehaneci gelince:
- Baba sana neden "Tıkandı Baba" derler? Hele otur da anlat, demiş.
Tıkandı Baba başlamış anlatmaya:
- Ben bir gece, bir rüya gördüm. Rüyamda tanıdığım tüm insanların bir çeşmesi vardı ve hepsinin çeşmesinden oluk oluk su akıyordu. Benim de bir çeşmem vardı fakat benim çeşmemdeki su ip gibi akıyordu. Sonra ben; "Keşke benim çeşmem de onlarınki kadar aksa" diye içimden geçirdim. Sonra yerden bir çomak alıp suyun geldiği oluğu dürtmeye başladım. Ben oluğu dürterken çomak kırıldı ve ip gibi akan suyum damlamaya başladı. Bu sefer ben; "Keşke çeşmem diğerlerininki kadar olmasa da, bari eskisi kadar aksa" diye içimden geçirdim ve oluğu kurcalamaya devam ettim. Ben uğraşırken suyun geldiği oluk tamamen kırıldı. Az önce damlayan suyum, tamamen kesildi. Ben yine uğraşmaya devam ediyordum ki, o sırada Cebrail göründü; "Tıkandı, baba! Artık uğraşma!" dedi. O gün bu gündür bu rüyamı kime anlattıysam adım Tıkandı Baba'ya çıktı. Hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdi de burada çaycılık yapıp zar zor geçinmeye çalışıyorum.
Tıkandı baba'nın anlattıklarından etkilenen Sultan Mahmut, muhafızlarına; "Bundan sonra her gün bu adama bir tepsi baklava getirin; her baklava diliminin altına da bir altın koyun." diye emir vermiş. Hemen ertesi gün askerler ilk tepsi baklavayı getirip, Tıkandı Baba'ya teslim etmişler. "Padişahımızdandır" diyerek...


Tıkandı Baba baklavaya sevinmiş. "Ne zamandır tatlı yemişliğim de yoktu" diye içinden geçirmiş. Almış tepsiyi tutmuş evinin yolunu. Yolda düşünmüş kendi kendine; "Yahu ben bir canıma nasıl yerim bir tepsi baklavayı? En iyisi ben buna hiç dokunmadan satayım."
Tıkandı Baba işlek bir yol kenarına kurmuş tezgâhını başlamış; "Taze baklava! Taze baklava!" diye bağırmaya... Bu sırada yoldan geçen bir Yahudi baklavaya talip olmuş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar, Yahudi baklavayı alıp gitmiş... Tıkandı Baba baklavadan kazandığı ile ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış.
Yahudi baklavayı evine götürmüş. Bir dilim atmış ağzına... Fakat dişine bir şey değmiş... Bu nedir diye bir bakmış ki; altın. Ve baklavanın her diliminin altında bir tane altın... Yahudi bu duruma anlam veremese de ertesi gün tekrar aynı yere gitmiş ki; aynı adamı görür müyüm diye... Bakmış ki adam orada... Demiş ki; "Sen her akşam burada olacaksan, biraz indirim yap da ben her akşam alayım bu baklavaları senden." Tıkandı Baba kabul etmiş ve her akşam baklavayı Yahudi'ye satmaya başlamış.
Sultan Mahmut, bir ay baklava gönderdikten sonra; "Bakalım Tıkandı Baba şimdi ne durumda?" deyip adamlarıyla beraber tutmuş kahvenin yolunu. Fakat bu kez kıyafet değiştirmeden... Sultan Mahmut bakmış ki; Tıkandı Baba aynı tas aynı hamam. Ne uzamış ne kısalmış. Yine aynı kahvehanede, ekmek kavgasında... Sultan Mahmut, Tıkandı Baba'yı yanına çağırtıp sormuş:
- Tıkandı Baba sana yolladığım baklavaları almadın mı?
Tıkandı Baba biraz mahcup:
- Geldi hünkârım, demiş. Ben de satıp ihtiyaçlarımı giderdim. Duacınızım.
Sultan Mahmut, bunu duyunca tebessüm etmiş. "Anlaşıldı Tıkandı Baba, sen gel bakalım benimle" demiş. Birlikte sarayın yolunu tutmuşlar. Saraya varınca Sultan Mahmut, Tıkandı Baba'yı doğruca hazine odasına götürmüş. Sultan Mahmut, Tıkandı Baba'nın eline bir kürek tutuşturup:
- Baba daldır bakalım küreği istediğin yere... Küreğin üzerinde ne kalırsa senindir, demiş.
Bunu duyan Tıkandı Baba öyle heyecanlanmış ki; küreği ters tuttuğunu fark etmemiş bile... Hızla küreği daldırıp çıkarmış ama ne çare? Kürek ters olunca üzerinde bir tanecik altın kalmış o da düştü düşecek... Derken o da düşmüş. Sultan Mahmut:
- Baba, demiş. Senin buradan nasibin yok! Sen şu bizim askerleri takip et. Onlar ne derse yap.
Tıkandı Baba boynunu büküp düşmüş askerlerin önüne... Sultan Mahmut askerlerden birini yanına çağırmış:


- Bu adamı alın Üsküdar'a götürün, demiş. Deyin ki; baba bir taş seç. Seçtiği taşa karışmayın. Sonra deyin ki; seçtiğin taşı fırlat. Tıkandı Baba taşı ne kadar uzağa atarsa; durduğu yerden taşı attığı yere kadar ona verin.
Askerler Tıkandı Baba'yı alıp Üsküdar'a götürmüş. Demişler ki baba bir taş seç. Tıkandı Baba sormuş "Ne için ki?" diye ama askerler bir şey söylememiş. Tıkandı Baba; şu büyüktü, şu küçüktü, şu yamuktu derken kocaman bir kayaya sarılmış demiş ki seçtiğim taş budur. Askerler demiş ki; "Baba sen şimdi bu taşı fırlat, ne kadar uzağa atarsan o kadar yer senindir." Bunu duyan Tıkandı Baba heyecanla seçtiği taşa atılmış, güç bela yerden kaldırmış. Fakat taşın ağırlığını direyemeyip elinde taş olduğu halde sırtüstü devrilmiş. Taş da üzerine düştüğünden oracıkta can vermiş. Askerler gidip durumu Sultan Mahmut'a anlattıklarında, Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş:
- Vermeyince Mabut, neylesin Mahmut?

18 yorum:

  1. hahahah süpermiş yaa demek burdan gelıyor bu soz.cok begendım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. BENDE ÇOK BEĞENDİM
      ZİYARETİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER
      HAYIRLI AKŞAMLAR

      Sil
    2. Nasipten ote köy yok

      Sil
  2. hayırlı cumalar sengül ablacığım... beni mimlemiştin.. en kısa zamanda cevaplayacağım inşallh...

    sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. EVET DÖRT GÖZLE BEKLİYORUM CANIMCIĞIM
      HAYIRLI AKŞAMLAR

      Sil
  3. ya ne güzel bu o kadar keyifle okudum ki.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GÜZEL DEĞİLMİ
      BEĞENMENE SEVİNDİM :)

      Sil
  4. Her zaman dilimdedir nasipsizliklere karşı
    Allah ne nasip etmişse ona razı olmalıyız ama nerde
    Güzel bir yazı olmuş
    Sevgilerle hayırlı cumalar
    www.gullerledikis.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. AYNEN ÖYLE
      KISMETTEN ÖTEYE YOL GİTMİYOR
      HAYIRLI AKŞAMLAR CANIM

      Sil
  5. Dayak bile nasipsiz yenmez derler.. Bu kıssa çocukluğumuzun hikayesi.. Teşekkürler anlatımına seyyahım. Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. AYNEN ÖYLE VUSLATIM
      HER ŞEY NASİPLE
      HAYIRLI AKŞAMLAR CANIM

      Sil
  6. Şengül Hanım mrb ,
    Hediyenizi Çarşamba günü aldım, hemen salonuma astım, çok güzel ellerinize sağlık,
    Salı günü iftar dönüşü arkadaşım eve bıraktı telefonumu onun arabasında unutmuşum, bir anda telefonsuz internetsiz kaldım, oğlum yaz tatilini bilgisayar başında geçirmesin diye bilgisayarı kaldırdım, sizi telefonla aramaktı niyetim, merakta bıraktım maalesef, hediyem için çok teşekkürler, sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. CANIM HAYIRLI GÜNLERDE KULLAN
      BEĞENMENE SEVİNDİM

      Sil
  7. Çok güzel ve anlamlı bir hikaye, bazen insan ne kadar çabalarsa çabalasın olmuyor.
    Hz. Allah'a havale etmek ,fakat gayret etmekten de vazgeçmemek en güzeli.
    Mabudumuz,tüm dileklerimizi gerçekleştirsin inşAllah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. KISMETTEN ÖTEYE YOL GİTMİYOR BE GÜLÜM

      Sil
  8. çok severim bu kıssayı. ne güzel oldu tekrardan okuduğum,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. NE MUTLU BANA O ZAMAN
      HAYIRLI AKŞAMLAR

      Sil
  9. ben bu hikayeyi çok seviyorum :) gerçekler maalesef böyle

    YanıtlaSil

Blog'umda en çok görmek istediğiniz konu