31 Aralık 2012 Pazartesi

KISSA DAN HİSSE



‎." Toplantıya gideceğim.Baktım geç kalma ihtimalim var,bindim bir taksiye,muhabbetçi bir arkadaş.O anlatıyor ben dinliyorum.Tam işyerinin önüne geldik.Ankara'da Bakanlıklar.Diyelim ki. taksi parası 9.75 TL tuttu,ben 10 TL uzattım.Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya,taksici üstünü arıyormuş gibi yapar,siz de para üstünü alabılmek için bir ayak dışarda,inmemek için debelenirsiniz.Tam o sahne olacak.Şoför,para üstü varmı diye aranmaya başladı.
"Üstü kalsın kardeşim"dedim.
Döndü bana doğru
"Vaktin varmı ağabey ?" dedi.
"Evet" dedim (tek ayağım hala dışarda)
Dörtlülere bastı,trafik dört şerit akıyor,indi araçtan.Önde bir büfe var.Gitti oraya,bir şeyler konuşup geldi.Bana 25 Krş uzattı.Belli ki para bozdurmuş.
"Birader" dedim,"9.75 değil,10.50 yazssa istermiydin 50 krş.benden?"
-Ne alacağım ağabey 50 krş.u
-Peki niye gittin 25 krş.için o kadar uğraştın.üstü kalsın demiştim.
Döndü bana,attı kolunu arkaya :
-Vaktin varmı ağabey
-Var
-Çek kapıyı o zaman
Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız.
5 dk.konuştuk.İngiltere'de profösüründen,bilmem kiminden eğitimler aldım.O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini,ingiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler.
Ağabey biz Keçiören'de 5 kardeşiz.Babam rençberdi benim,günlük yevmiyeye giderdi;artık inşaat falan bulursa çalışır gelir,o gün iş bulamamışsa,biz eve gelişinden,yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik.Yemek bitince babam bize"Durun kalkmayın" derdi.Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.
"Aha" dedim,"Bizim meslek",seminerci.
- Ne anlatırdı baban
- Hayattta nasıl başarılı olunur ?
O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor,sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.
-Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi,delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır,dört kardeşi karşısına alıp "Dürüst olun,evinize haram lokma sokmayın" diye anlatırken ,biz de gülerdik. Annem kızardı,"Babanızla alay etmeyin.O, hem dürüst hem de çalışkandır" derdi. Yan evde iki kardeiş var,onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor,ama adamda her numara vardı,kumar falan oynatırdı.Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı,hep o ikisinin eskilerini kullandık.O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık,çünkü bize bahşiş verirdi.Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye,para falan hak getire.Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü.yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman,işleyen birahane,dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktıbiliyormusunuz ?
-Ne bıraktı ?
-Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : "Evladım işinizi dürüst yapın,hakkınız olmayan parayı almayın..."falan filan. Ağabey aradan 15 yıl geçti,diğer 2 kardeş cezaevindeler,ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.
Biz 5 kardeş,beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi,çoluk çocuğu,hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :
"Asıl mirası bizim baba bırakmış."
Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri,taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık.Her şeyimiz var Allah'a şükür.
Çok duygulandım,veda ettim,tam ineceğim :
-Dur ağabey,asıl bomba şimdi.
-Nedir bomban ?
-Nerede oturuyoruz biliyormusun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.
Evladınıza ne araba bırakırsınız,ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.
(A.Şerif İzgören kitabından)alıntıdır...



ARKADAŞLAR DAHA ÖNCE BU YAZIYI PAYLAŞTIMMI PAYLAŞMADIMMI HATIRLAMIYORUM.BELKİDE BEN KENDİ KENDİME İKİNCİYE OKUYORUM BELKİDE SİZE İKİNCİ KERE AKTARIYORUM.NE OLURSA OLSUN BU HİKAYEDEN ALINACAK ÇOK DERS VAR.ONUN İÇİN SİZİNLE PAYLAŞIYPRUM.

NE DEMİŞLER( ETTEKRARÜ AHSEN VELEVKANE 180)TEKRARDA FAİDE VARDIR VELEVKİ 180 KERE OLSUN.

SEYYAH HEPİNİZE HAYIRLI SABAHLAR DİLER

MEKKE'NİN FETHİ 1OCAK


Mekke’nin Fethi                                


Mekke, alemlere rahmet olarak gönderilen  s.a.v.’in dünyaya teşrif buyurdukları, çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği şehir… Nübüvvet kitabının hem ön sözünün hem de son sözünün indirildiği, Hz. Adem a.s.’dan itibaren tevhit inancının merkezi ve müslümanların kıblesi olan Kâbe’nin de bulunduğu şehir…
Kan dökmeden açılan kapı
Rasulullah s.a.v. Mekke’nin kan dökülmeden fethedilmesini istiyordu. Yine de çok hassas davranıyordu. Hassasiyeti her iki cephe için de geçerliydi.Kendi askerlerinden de Mekkelilerden de zayiat verilmesini istemiyordu. Hz. Peygamber s.a.v.’in tek arzusu Kureyş reislerinin İslâm hakikatini anlamaları idi.
Mekke’ye yaklaşıldığında Cuhfe denilen yerde amcası Hz. Abbas ile karşılaştı. Hz. Abbas r.a. müslüman olarak Medine’ye hicret ediyordu. Yanında ailesi de vardı. Efendimiz s.a.v. onları görünce sevindi ve, “Ben peygamberlerin sonuncusu olduğum gibi sen de muhacirlerin sonuncususun.” dedi. Hz. Abbas r.a. ailesini Medine’ye göndererek kendisi Rasulullah s.a.v.’in ordusuna katıldı. Dün terk ettiği Mekke’yi bugün fethetmek için yola koyulmuştu.
Bu yolculuk esnasında Rasulullah s.a.v. kendisine ilk vahiy indiği zaman Varaka b. Nevfel’le arasında geçen şu konuşmayı düşündü: Varaka şöyle demişti:
– Senin bu gördüğün, Allah Tealâ’nın Hz. Musa’ya gönderdiği Namus-i Ekber’dir (Cebrail’dir); keşke senin insanları İslâm’a davet ettiğin günlerde genç olaydım… Kavmin seni vatanından çıkaracakları zaman keşke hayatta olsam…
Bunun üzerine Rasul-i Ekrem s.a.v.:
– Onlar beni Mekke’den çıkaracaklar mı ki, diye sordu. O da:
– Evet! Zira senin gibi vahyi tebliğ etmiş bir kimse yoktur ki düşmanlığa uğramasın. Şayet senin davet günlerine yetişirsem sana son derecede yardım ederim, demişti.
İşte bu konuşmanın üzerinden 21, hicretten de sekiz sene geçtikten sonra Rasulullah s.a.v. tekrar Mekke’ye dönüyordu.
Mekkeliler hiç beklemedikleri bir anda on bin kişilik sahabe ordusunu karşılarında görünce akıl tutulması yaşamışlardı. Neye uğradıklarını şaşırdılar. Hiçbir şey yapamadılar. Herkes şimdi ne olacağını bekliyordu.
Rasulullah s.a.v. Mekke’ye girdiğinde, fethi kendisine nasip etmesinden ötürü minnet ve şükranını bildirircesine başını önüne eğiyordu.
Muhacirler ve Ensar Rasulullah s.a.v.’in dört bir yanını sarmıştı. Mescid-i Haram’a girdi. Hacer-i Esved’e doğru yöneldi ve selamladı. Sonra Kâbe’yi tavaf etti. Kâbe’nin içinde ve etrafında üç yüz altmış put bulunuyordu. Elindeki yay ile bunlara bir bir dokunuyor ve şöyle diyordu: “Hak geldi, batıl yok olup gitti. Zaten batıl her zaman yok olmaya mahkûmdur.”
Efendimiz s.a.v. tavafını bitirip Kâbe’nin kapısına geldiğinde, anahtar sorumlusu Osman b. Talha’yı çağırtarak Kâbe’yi açtırdı, içeri girdi. Önce orada bulunan putları bir kenara ittirdi. Ağaçtan yapılmış bir güvercin şeklindeki bir putu kendi elleriyle kırdı. Sonra duvarlarda melekler için çizilmiş bazı resimleri gördü. Yine duvarın bir yerinde Hz. İbrahim ile Hz. İsmail’in aleyhisselamın fal okları çekiyor halde yapılmış resimlerini gördü. “Allah bunu yapanları kahretsin! Vallahi, o ikisi hiçbir zaman fal oku çekmemişlerdir!” dedi. Ardından bütün bu resimleri sildirdi, Kâbe’yi putlardan da temizletti. Öğle namazı vakti olmuştu. Hz. Bilâl’e ezan okumasını emretti, ardından da öğle namazını kıldı.
‘Serbestsiniz!’
Mekke’ye girildikten sonra yaşanan hadiselerden en önemlilerinden birisi de Rasulullah Efendimiz s.a.v.’in yüce ahlâkının sonucu kalpleri fethetmesi olayıdır.
Herkes Kâbe’nin avlusunda toplanmıştı ve Efendimiz s.a.v.’in bundan sonra nasıl davranacağını merak ediyordu. Henüz İslâm’la müşerref olmamış binlerce Mekkeli müşriğin yanında müslüman askerler de hazır bulunuyordu. O zamanki savaş hukukuna göre O, bütün Mekke halkının öldürülmesini emredebilir, bütün Mekkelilerin varlıklarına el koyup bunu müslümanlar için ganimet malı sayabilir ve dağıtabilirdi. Efendimiz s.a.v. Kâbe’den çıktı ve insanlara şöyle bir konuşma yaptı:
“Ey Kureyş topluluğu! Muhakkak ki Allah, cahiliye gururunu, cahiliye atalarıyla övünüp büyüklenmeyi kaldırmıştır. Bütün insanlar Adem’dendir, Adem de topraktan yaratılmıştır!” Sonra şu ayeti okudu: “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en üstün olanınız, en çok sakınanınızdır. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat, 13).
Sonra şöyle buyurdu:
– Ey Kureyş topluluğu! Şimdi hakkınızda ne yapacağımı düşünüyorsunuz?
Kureyşliler hiç de hak etmedikleri bir merhameti isteyecek söz bulamayarak, utançtan başları öne düşmüş vaziyette şu cevabı verdiler:
– Sen soylu bir babanın oğlu, asil bir kimsesin. Senden hayır umarız.
Hz. Peygamber s.a.v. o zaman şöyle buyurdu:
– Ben, size Hz. Yusuf’un kardeşlerine dediğini söyleyeceğim: ‘Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yoktur.’ Gidin, serbestsiniz!
İşte bu genel aftan sonra kadın erkek herkes gelerek Rasulullah’a s.a.v. biat ettiler. Böylece Mekke’nin fethi tam anlamıyla tamamlanmış oldu.

30 Aralık 2012 Pazar

RULO KÖFTE



MALZEMELER;
1KG KIYMA
BİR KÖFTE HARCI
BİR BÜYÜK SOĞAN 5YUMURTA
EKMEK İÇİ
BİR KAVONOZ GARNİTÜR
BİR ÇAY KAŞIĞI KARABİBER
"        "          ""       KÖRİ
"         "          ""      KİŞNİŞ
"         "          "        SAFRAN
"         "          "        KİMYON
"         "          "        KÖFTEBAHARI
"        "           "        BİR YUMURTA
"         "          "         KIRMIZI TOZ BİBER
MAYDONOZ
BİR KAŞIK SALÇA
HAVUÇ


YAPILIŞI;
1-Kıymamıza köfte harcımızı,üzerinde yazdığı kadar suyu,koyalım sonra bir tane büyük soğan rendeleyelim,bir kaşık biber salçası,ince kıyılmış maydonoz,iki yumurta ,dört kaşık galeta unu yada ekmek içide olabilir,ve diğer baharatlar ilave edilip çok güzel özleşinceye kadar yoğrulur.
2-Diğer tarafda ince uzun kesdiğimiz havuçlar ve 4tane yumurta ayrı ayrı haşlanır.
3-Fırın tepsisine yağlı kağıt serilip hazırladığımız kıyma üzerine serilir ve alışması için parşümen le birlikde rulo yapılır.
4-Sonra açıp içine garnitürümüzü ve şekilde görüldüğü gibi haşlanmış yumurtalarımızı koyup tekrar rulo yapılır.
5-Bu sefer rulonun üzerine yumurta akı sürdüm çatlamasına mani olsun  diye
6-Yine üzerine tere yağ parçaları ve sulandırdığımız salça konur.Yanına haşlanmış havuçlarda ilave edilip 180 derecede fırına verilir.
7-Bu kadar köfte yalnız yenmeyeceği için varsa yiğenler yoksa komşu yada arkadaşlar yemeğe çağrılır .Pişdikden sonra afiyetle yenir.Aşağıdaki resim fırından ilk çıktığı hali sonra allayıp pullayıp yukarıdaki hale getirdim.Böylelikle bu günki can sıkıntımda sona ermiş oldu.Benim köftelerim biraz baharatlı olur.İnşallah beğenirsiniz.


                                                          AFİYET ŞEKER OLSUN

SIKICI GEÇEN PAZAR GÜNÜ

BU GÜN HER KEZ ALIP BAŞINI BİR YERLERE GİTTİ.KIZLAR AYRI PROGRAM YAPMIŞ,EŞİM AYRI .OĞLUM AYRI.ESKİDEN PAZAR GÜNLERİ DIŞARI ÇIKMAKTAN ZEVK ALIRKEN HER HALDE YAŞLANDIĞIMDANMIDIR NEDİR  ŞİMDİ HAFTA SONLARI KENDİME AYIRDIĞIM DİNLENME GÜNLERİ OLDU.
HER NEYSE OTURUR BİR GÜZEL NAKIŞIMI İŞLERİM BİR YANDAN DA TELEVİZYON SEYREDERİM DİYE DÜŞÜNDÜM.DÜŞÜNDÜM DÜŞÜNMESİNE AMA MALESEF SEYREDECEK DERDE DERMAN HİÇ BİR ŞEY YOK.SONRA  DAHA ÖNCE D&R ALDIĞIM FİLMLER AKLIMA GELDİ.

                                                        İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE 

İyi Günde Kötü Günde

Filmin Özeti
Evlilik danışmanı olan Ava’nın hayatı, hiç beklemediği bir anda anne ve babasının boşanma haberini alarak altüst olur. Kendi düğünün üzerinden çok az bir vakit geçmişken, henüz “cicim ayları”ndayken ve anne-babasının evliliklerinin 30. yılı şerefine bir davet vermek üzereyken, yaşanan bu gelişme tüm planları mahvedecektir. Fakat Ava engel tanımayacaktır. Ne yapıp edip bu evliliği kurtaracaktır. Ava’nın çabaları başarıya ulaşmasını sağlayacak mıdır yoksa hem kariyeri hem de kendi evliliği tehlike altında mı kalacaktır?



ONDAN SONRADA 
                                                           BİR TUTAM CENNET

Filmin Özeti
Bir Tutam Cennet'in konusu şöyle; Marley Corbett (Kate Hudson) genç, güzel bir o kadar da uçuk kaçık bir reklamcıdır. En büyük korkusuysa büyük bir aşk yaşayarak kendini birine açmak ve bir ilişkinin sorumluluğunu almaktır. Hayata karşı alaycı bir tavır takınan, olayları pek de ciddiye almayan Marley’in yapacağı doktor ziyareti hem kendisi hem de doktoru (Gael Garcia Bernal) için yepyeni bir macera, bambaşka bir keşif olacaktır. 

SEYRETTİM SEYRETMESİNE DE AĞLAMAK TANDA HELAK OLDUM.HEM AĞLAYIP HEM NAKIŞ İŞLEYEYİM DERKEN NAKIŞIMIDA YANLIŞ YERDEN KESTİM.BAKALIM YARIN HOCAMA BUNU NASIL İZAH EDECEĞİM . DÜZELTEBİLECEKMİYİZ BİLMİYORUM.BUDA BANA DERS OLDU BİR DAHA DUYGUSAL FİLM İZLERKEN İNCE NAKIŞ YAPMAYACAĞIM.
İKİSİDE ÇOK GÜZELDİ AMA BEN AĞLAMAYI PEK SEVDİĞİM İÇİN İKİNCİSİ DAHA ÇOK HOŞUMA GİTTİ.ÇOK ÇOK DUYGUSAL BİR FİLMDİ.ÇOK ETKİLENDİM.TAVSİYE EDERİM.
          SEYYAH TAN HABERLER BU KADAR HER KEZE HAYIRLI AKŞAMLAR



ÇEKİLİŞ FIRTINASI

DÜRR-İ YEKTA DAN KIŞ ÇEKİLİŞİ


 

BU ARALAR HER YER ÇEKİLİŞ KAYNIYOR.ÇOK NADİR KATILIYORUM ÇEKİLİŞLERE AMA BU HEMŞERİMİN ÇEKİLİŞİ ONUN İÇİN HEM DUYURUSUNU YAPAYIM HEMDE ÇEKİLİŞİNE KATILAYIM İSTEDİM.SİZDE BU GÜZEL KIŞ HEDİYELERİNİ KAZANMAK İSTİYORSANIZ DETAYLARI ÖĞRENMEK İÇİN BURAYI TIKLAMANIZ YETERLİ
HER KEZE BOL ŞANS

29 Aralık 2012 Cumartesi

ECDADIN DİLİ OSMANLICA 1


UZUN ZAMANDIR ARA VERMİŞTİM  GÜZEL BİR SÖZLE KARŞINIZDAYIM

NE YAPTIN DA SANA DÖNÜŞÜNÜN GÖRMEDİN?

NE EKTİN DE EKDİĞİNİ BİÇMEDİN?

GÜZEL BİR SÖZ DEĞİLMİ HAYIRLI AKŞAMLAR

HAYDİ GÜLELİM








28 Aralık 2012 Cuma

ESKİDEN


NE GÜZEL İNSANLAR VARDI ESKİDEN.
ÇOCUKLUĞUMUZU KAPLAMIŞLARDI
BİZE MASAL ANLATIRLARDI
CİNLERDEN,PERİLERDEN.
BÜYÜK ANNELER,BÜYÜK BABALAR VARDI.
O ZAMAN HEPSİ UZAKTI ÖLÜMDEN
HEM SEVDİRİR HEM KORKUTURLARDI
ACI HİKAYELERİ BİLE TATLI BAŞLARDI
DEMEK BUNUN İÇİN GİTTİLER HİKAYELERDEN
NE GÜZEL İNSANLAR VARDI ESKİDEN


NE GÜZEL ŞARKILAR VARDI ESKİDEN.
GENÇLİĞİMİZİ DONATIRLARDI
HEP İYİ ŞEYLER HATIRLATIRLARDI
GEÇİP GİTMİŞ DEVİRLERDEN
SEVGİ VE ÜMİT YARATIRLARDI
O ZAMAN HER ŞEY UZAKTI ÖLÜMDEN
YANIK ŞARKILAR BİLE NEŞELİ BAŞLARDI
İSTER İSTEMEZ SAADET TAŞARDI
GAMSIZ GÜNLERİMİZDEN
NE GÜZEL ŞARKILAR VARDI ESKİDEN

Gul Bahcesi

NE GÜZEL ZAMANLAR VARDI ESKİDEN
HAYAL İÇİNDE YAŞATIRLARDI
GÜLDÜRÜR AĞLATIRLARDI
DUYMADAN BİZ,DÜŞÜNMEDEN
HER AN BİR ASIR KADARDI
O ZAMAN HER KEZ UZKTI ÖLÜMDEN
CANDAN SEVDİKLERİMİZ VARDI
HEPSİ BAŞKA GÜZELDİ,BİZİ TANIMAZLARDI
BÜTÜN YOLLARIMIZ GEÇERDİ GÜL BAHÇELERİNDEN
NE GÜZEL ZAMANLAR VARDI  ESKİDEN
                                       ÖZDEMİR ASAF

Tesadüfen karşıma çıkan bu şiir çok hoşuma gitti Bende sizinle paylaşayım istedim.Haksızmı şair ne güzel zamanlar vardı eskiden hey gidi günler hey

PORTAKALLI ZEYTİNYAĞLI KEREVİZ


MALZEMELER;
4 orta boy kereviz
2domates
2orta boy soğan
Bir şişe garnitür (arzu edenler kendileri yapabilirler.tembellik başa bela onun için ben hazır kullandım)
Bir adet portakal
Bir adet limon
Kesme şeker
Göz kararı tuz



YAPILIŞI;
1-Öncelikle kerevizlerimizi soyup limonlu suya koyalım.Limonlu su kerevizin kararmasını önlüyor.Sonra onları ortasından ikiye kesip tabak haline getirelim,birazda ortalarını çukurlaştıralımki iç malzemesini çok alsın.Bu hazırladığımız tabaklar limonlu suda beklerken bizde bir yandan pişirmeye başlıyoruz.
2-Ben düdüklüde pişirmeyi seviyorum.Öncelikle küçük kareler halinde doğradığımız soğanı zeytinyağında biraz çeviriyoruz.(bknz şekil 1)
3-Üzerine yine küçük kareler halinde doğradığımız domatesler ilave edilir(bknz şekil 2)
4-Bir şişe garnitürüde yıkayıp süzdükden sonra tenceremize ilave ediyoruz(bknz şekil 3)
5-Tabak haline getirdiğimiz kerevizlerde bu karışımın üzerine yerleştirilir.(bknz şekil 4)
6-Üzerine bir portakal suyu bir limon suyu ilave edilir.3tane kesmeşeker ilave ediyoruz,göz kararı da tuz
7-Kapağı kapatmadan bu benim usulüm portakal ve limon dilimi koyuyorum
Babamın usulü okuyup üfleyip kapağını kapatıyorum:)
Sonrada bilgisayarın başına geçip bu yazıyı yazıyorum inşallah ben burda yayına hazırlık yaparken yakmamışımdır.Ben şimdi mutfağa gidiyorum.


Evet yakmamışım ama biraz fazla pişmiş kerevizler benim gibi kendilerinden geçmişler.Her neyse gevezeliği bırakayım ne geliyorsa başıma gevezeliğimden geliyor zaten.Kerevizleri yavaşça servis tabağına alıyoruz.Eğer tenceredeki iç biraz fazla sulu ise kerevizleri alınca suyunu çektirmek için bir taşım kaynatabilirsiniz.Ben öyle yaptım.Efendim ondan sonrada kaşık yardımıyla harç kereviz tabaklarının içine konur arzuya göre süslenir efendim
Sözün sonuna gelmişken dediğim gibi ben yemek blogu değilim.Hatalarım varsa görmezden gelin.İddialı hiç değilim.Sadece bu aralar sönmüş mutfak aşkım yeniden alevlenmeye başladı.Hadi hayırlısı bakalım:)
Tadına gelince ben beğendim.

                        SEYYAH HEPİNİZE HAYIRLI CUMALAR DİLER

27 Aralık 2012 Perşembe

ÇEKİLİŞ

DEĞMESİN YAĞLI BOYA DAN ÇOK GÜZEL BİR ÇEKİLİŞ


 
ARKADAŞIMIZIN ŞABLON ÇEKİLİŞİ VAR .BU KONUDAKİ MARİFETİNİ HEPİNİZ BİLİYORSUNUZ.BU GÜZEL ÇEKİLİŞE KATILMAK İSTİYORSANIZ DETAYLARI ÖĞRENMEK İÇİN BURAYA TIKLAMANIZ YETERLİ
HEPİNİZE BOL ŞANS

ZOR BİTEN BİR KİTAP DAHA



Bu kitapta yazdıklarım, babamın da var olduğu dünyada geçirdiğim kırk yılın, dürbünüme çarpan resimleridir; özelimde ve ülkemde 1941den bu yana yaşadıklarımdan, gördüklerimden seçmelerimdir. Kitabıma, beni çok etkileyen, çok üzen, çok sevindiren, bende iz bırakan, belleğimde hep kalan anılarımı aldım. Babamın vefatına kadar beni ilmek ilmek örerek bu günkü ben yapan kişileri, olayları kendi gözümden, kendi kalemimle aktardım. Babamın ölümünden sonra ise, ne ben aynı Ayşeydim ne de Türkiye aynı Türkiye. Babamın yokluğu beni, Turgut Özal da Türkiyeyi değiştirmişti. Artılarımız ve eksilerimizle başkalaşmıştık. 1983ten sonraki yıllarımın serüveni belki bir başka kitaba konu olur ama elinizdeki sayfalarda okuyacaklarınız, 1983 yılına kadar, Edip Cansevere rahmetle selam olsun, Ben Ayşe Kulin Nasılıma yanıtımdır.
Bu yazarın kendi hakkında yazdıkları



Antalya ya giderken yanıma kitap almadığımı fark ettim ve havaalanından hemen bu kitabı aldım.
Doğrusunu isterseniz Ayşe Kulinin bir çok kitabını okudum ama diğer kitaplarında aldığım keyfi bunda çok aldığım söylenemez. Yinede sabırla bitirdim.Yakın tarih de yaşanan olaylara tanık olmak güzel.Biyografi kısmı fazla detaylı ve sıkıcı geldi.Ben doğmadan 28 yıl önceki Ankara ve İstanbuldan detaylar görmek güzel.
Kitabın sonundaki eski resimler ise hepsinden güzel siyah beyaz resimler çok hoşuma gidiyor.Annemdeki tüm siyah beyaz resimleride topladım zaten
Kısacası okumayın diyemem ama okuyun da diyemem.Tercihi size bırakıyorum.Bir Sevdalinka,Nefes nefese,Köprü.Füreya bunların tadını almadım işin açıkcası.
                     
                                   SEYYAH HAYIRLI GECELER DİLER

26 Aralık 2012 Çarşamba

ORTAYA KARIŞIK

                              YENİ KİTAPLAR &ÇEKİLİŞLER& VE KARİKATÜRLER


İnternetten alışveriş yapmaya halatam olarak alışamadım ama artık devir internet devri bir yerden başlamak lazım dedim.Bir kaç kitapcıda da Vefa Apartmanını bulamamıştım fırsat bu fırsat deyip kitap yurdundan bu iki kitabı istedim iki gün sonra elime geçti.Hoşuma da gitti doğrusu.Yorulmadan aramadan bu birinci mevzum


İkinci mevzum ise yapmış olduğum çekiliş ile ilgili.Benim çekilişler hakkındaki düşüncem hem bloglar arası muhabbeti artması hemde yeni bloglara ulaşabilmek yeni arkadaşlar tarafından takip edilmek.Buraya kadar her şey normal.Benim kafama takılan bir şey var çekiliş duyurusu yaptım,ayın 25 inde çekeceğimi söyledim,çekilişimi yaptım.Benim düşünceme göre çekilişe gelen arkadaşlar çekilişe katıldıkları blogu ziyaret edip kazanıp kazanmadıklarına bakmaları gerek diye düşünüyorum.Onun için kazanan arkadaşların bloglarını ziyaret etmedim.Kazananların haricindeki arkadaşlar yorum bıraktılar kazananlardan ses seda yok daha .Yarına kadar asil arkadaşlardan ses seda çıkmaz ise yedek arkadaşlara başvuracağım.Yinede fikirlerinize açığım.Yanlış düşünüyorsun yanlış yapıyorsun seyyahım derseniz ne ala o zaman tekrar durumumu gözden geçireceğim.
Bu kadar kafanızı ütüledikden sonra iki üç karikatürle sizi güldüreyim bari





                                            SEYYAH HEPİNİZE HAYIRLI GECELER DİLER

25 Aralık 2012 Salı

PORTAKALLI CHEESE CAKE



Sevgili Zelihaya üst üste kereviz tarifi verdi diye takılırken şimdi aynı şeyi ben yapıyorum.Zaten bu hayatta neye şaka da olsa laf attı isem muhakkak başıma geldi:)Bir hafta önce vişnelisi bir hafta sonra portakallısı dedim ya ben neye dil uzatırsam muhakkak yaparım diye.Gerçi Zelihaya takılmak hoşuma gidiyor.Umut sepetinin birbirinden güzel kereviz tariflerini kaçırdı iseniz burayı tıklamanız yeterli.
Geçen akşam büyük kızım israrla arkadaşlarına cheeskek yapmamı istedi.Bende vişne olmadığını olsaydı yapacağımı söyledim.
Sonra Türkün aklı sonradan gelir derler ya benimde aklıma bir fikir geldi.Evde kendi elimle topladığım portakallar ve limonlar e limonlu cheeskek oluyorda neden portakallı olmasın dedim ve harekete geçtim.İyikide geçmişim.Yiyen bir dilim daha aldı.Bu aralar kendimi aşıyorum galiba:)


MALZEMELER
  1. 4PAKET ETİ BURÇAK
  2. 200GR TERE YAĞ
  3. 2PAKET LABNE PEYNİRİ
  4. 2BARDAK YOĞURT
  5. 5YUMURTA
  6. 2BARDAK ŞEKER
  7. 2BARDAK PORTAKAL SUYU
  8. BİR KAÇ TANE PORTAKAL(KUMLUCA PORTAKALI OLURSA DAHA İYİ OLUR):)
  9. 2KAŞIK MISIR NİŞASTASI
YAPILIŞI
1-Bisküviler kırılıp eritilen tereyağ ile karıştırılır ve büyük dikdörtgen borcama bastırılır

2-Şeker ve yumurta çırpılıp labne peyniri ,yoğurt ilave edilip,daha önce bastırdığımız büskivilerin üzerine dökülür,fırında çok hafif pişirilir ve soğumaya bırakılır

3_Soğuduktan sonra üzerine portakal dilimleri yerleştirilir.Bizim limonumuz çok lezzetli olduğu için ben limon da koydum,Hem lezzetlidir hem kokuludur misler gibi


4_Daha sonra portakal suyuna nişasta katılarak pişirilir.Ben bir kaç kaşıkda şeker ilave ettim belki biraz mayhoş olur diye.Üzerine dökülür.Sonrasını biliyorsunuz zaten afiyetle yenir.

HEPİNİZE HAYIRLI SABAHLAR DİLİYORUM BOL C VİTAMİNLİ.BOL BOL PORTAKAL LİMON YİYİNDE BİZİM ÜRETİCİLERİMİZİN DE YÜZÜ GÜLSÜN SİZDE HASTA OLMAYIN TAMAM MI. EEE NARENCİYE GELİNİ OLARAK İYİ REKLAM YAPTIM GALİBA :)

                                                     
                                            SEYYAH AĞACIN GÜNEYİNDEN PORTAKAL TOPLARKEN

ÇEKİLİŞİM SONUÇLANDIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII



EVET BİRAZ ÖNCE ÇEKİLİŞİM SONUÇLANDI.BU SEFER BİR DEĞİŞİKLİK OLSUN DEDİM VE ÇEKİLİŞİ KIZIMA YAPTIRDIM.


NE YAPTIM NE ETTİM İSE VİDEO YU YÜKLEYEMEDİM.ONUN İÇİN KAZANAN TALİHLİLERİ AÇIKLIYORUM.



BİRİNCİ TALİHLİ;RÜYA

İKİNCİ TALİHLİ;SEVGİCİNİ

ÜÇÜNCÜ TALİHLİ;ACEMİ BLOGGER

ŞANSLI ARKADAŞLARIM ADRESLERİNİ YOLLARLARSA EN KISA ZAMANDA HEDİYELERİNİ GÖNDEREBİLİRİM

HAYIRLI  GECELER

DEEP MİİİİİİİİİİİİM


Sanırım kim tarafından mimlendiğimi anlamışsınızdır.Hepimizin göz bebeği SADE VE DERİN benim için çok kıymetli.Zannediyorum hepimiz içinde çok kıymetli.En acemi zamanımda bile yorumları ile hep yanımda oldu.Yorumlarıma cevap verdi,destek oldu.Şimdide beni mimlemiş .Bende hemen cevap veriyorum. 
DEEP MİM 1: Blog Listemde Görmek İstediklerim ve İstemediklerim
İSTEDİKLERİM
Aslına bakarsanız böyle bir şeyi hiç düşünmemiştim yani görmek istediklerim hala çok tecrübeli sayılmam ama bende devamlı ve doğal olan arkadaşlardan hoşlanıyorum. Blog da samimiyet ve içtenlik önemli aslına bakarsanız istediklerim deep inkinden çok farklı değil.Yorumların okunması ve cevap verilmesi çok hoşuma gidiyor.Ben on kere ziyaret ediyorsam en az bir kerede ziyaret edilmek istiyorum.Süreklilik hoşuma gidiyor.
Eğer deep in mimini merak ediyorsanız buaraya tıklamanız yeterli.



İSTEMEDİKLERİM

Aslında bu mim çok zamanında oldu bu aralar bir mevzu beni çok rahatsız ediyor.Blog dünyasının bence tarafsız bir dünya olması gerekiyor.Burda hepimiz ayrı ayrı fikirlere görüşlere sahibiz.Kimseye fikirlerimizi empoze edemeyiz.Etmememizde gerekir.Ben kimseye açıklığından yada fikirlerinden dolayı karışmıyorsam kimsede bizim kapalılığımıza karışmasın diyorum.
Blogdan takip ettiğim bir arkadaş ilk seferinde bana şöyle yorum bırakmıştı (her ne kadar görüşlerimiz fikirlerimiz yaşam tarzlarımız uymasa bile ben sizi takip ediyorum)
Doğru olan bu değilmidir,bir birimizden fikir alışverişinde bulunmak eksik yanlarımızı tamamlamak.Her kezin her kezden öğreneceği bir şey muhakkak vardır.Fikirleri görüşleri ne olursa olsun.Kimseye kırıcı yorum yapmıyorum.Beni çok üzen rahatsız eden yazılar okuyorum sessizce ayrılıyorum o blog dan.Yine ön yargılı davranmıyorum ondan sonraki günlerde ilgimi çeken bir bilgi hoşuma giden bir yazı olursa yine uğruyorum yorumumu bırakıyorum.

Bu arada ne çok derdim varmış farkında değilmişim.Özet olarak kimseyi blog dünyasında üzmek istemiyorum,kırıcı yargılayıcı yorum yapmıyorum.Her keze saygı duyuyorum fikirlerine görüşlerine her kez dende aynı hassasiyeti bekliyorum.
Burası birbirini çıkarsız ön yargısız sevenlerin,dertleşen lerin, dünyası öylede kalsın istiyorum.
Bu sözlerimde eğer birilerini kırdı isemde  peşin peşin özrümü dilerim.
SEYYAH HEPİNİZE BİRBİRİMİZİ ANLADIĞIMIZ EMPATİ YAPABİLDİĞİMİZ BİR DÜNYA TEMENNİ EDER.

24 Aralık 2012 Pazartesi

NOSTALJİK YELEK

TEYZEMİN MARİFETLERİ


(ESKİYE RAĞBET OLSA BİT PAZARINA NUR YAĞAR)derler işde şimdilerde biz bu günleri yaşıyoruz.Her şeyin eskisi makbul.Bu motifleri de bilmeyeniz yoktur.Benim bebeklik battaniyem bile bu motiflerdendir hatta.Bir gün onuda paylaşırım.Teyzemin hamartlığını biliyorsunuz daha önce onun marifetlerini paylaştım sizlerle bu seferde kızıma bir yelek örmüş görür görmez bayıldım.Birazda kıskandım laf aramızda.


Gerçi nankörlük yapmamam lazım ben küçükken çok örmüş giydirmiş teyzem beni.Bütün resimlerimde çeşit çeşit elbiselerim var.Tarih tekerrürden ibaret derler şimdide kızlarıma çalışıyor teyzecim.El emeği göz nuru onun için çok kıymetli  yukarıdaki resimde yeleğin arkasını görüyorsunuz.
Güldehan hanım bu sefer yarım mankenlik yaptı bana saçı başı düzgün değilmiş ,kendini iyi hissetmiyormuş.Ne yapalım bende bu kadarı ile idare edeyim dedim.Sonuçda buna da şükür.

                 EVVEEEEET SEYYAH HEPİNİZE HAYIRLI GÜNLER DİLER

23 Aralık 2012 Pazar

ELMAS KURABİYE



MALZEMELER
1 paket margarin(Teremyağ Kullandım)
1 çay bardağı pudra şeker
1 çay bardağı tozşeker
3 çorba kaşığı kakao
1 tane yumurta
1 paket kabartma tozu
1 tutam tuz
3,4 su bardağı un
Biraz nutella
Ben yarım paket margarin gerisini tereyağ kullandım .Biraz kendimden bir şey katayım dedim.Zaten şekli kesinlikle benim gibi oldu.


YAPILIŞI
Yoğurma kasesine margarin,pudra şekeri ve yumurtayı koyup elimizle karıştıralım.İçine kakao,kabartma tozu,tuz ve unu (unu kontrollü olarak ekleyelim.) ekleyip kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yoğuralım.Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayalım.Sonra şekere bulayıp tepsiye koyalım.Ortasına işaret parmağımızla bastırıp çukur oluşturalım.Diğer kurabiyeleri de şekillendirince ısıtılmış 175'Cde pişirelim.Soğuyunca ortasına nutella koyup servis yapalım.

Bu tarifi sevgili arkadaşım Derya nın blogundan aldım.Bu gün hazır hamaratlığım üstümde iken deneyeyim dedim.Seyehatte sıhhat varmış banada gezmek yaradı kendime geldim dinlendim.Bir kitap bitirdim yeni bir kitaba başladım.Bu akşam burada okuyan yiğenlerime balık ziyafeti verdim
arkasındanda bu kurabiyeyi denedim.Lezzeti çok çok güzel oldu tek problem şekilleri tutturamamam.Onun da orjinalini görmek isterseniz sevgili arkadaşım Deryayı ziyaret edin
 
SEYYAH HEPİNİZE HAYIRLI GECELER DİLER


BİTEN YENİ KİTAP


Bu benim ilk Ahmet Ümit kitabım.Teyzemin tavsiyesi üzerine aldım daha doğrusu almadım tayzem verdi okumam için.İyikide tavsiye etmiş
Hem tarih hem polisiye tek taraflı büyük bir aşk hikayesi ve cinayet anlatılıyor bu romanda.Ben çok beğendim doğrusu ayrıca bu kadar detayıın içinde Fetih ve Fatih hakkında çok değişik bilgiler ediniyorsunuz.
Genelde çok çok keyifle okudum sadece ana karakterin kendi düşünceleri biraz sıkıyor ama gerisi o kadar güzelki onuda göz ardı edebildim.
Sonuç olarak ben beğendim
SEYYAH HEPİNİZE HAYIRLI OKUMALAR DİLER

GÜZEL BİR PAZAR SABAHI GÜLMEYE NE DERSİNİZ?









21 Aralık 2012 Cuma

               ŞİFA KAYNAĞI DOMATES



 DOMATESİN İÇİNDE BULUNAN ŞİFA LİKOPEN
Likopen domatese kırmızı rengi veren önemli bir pigment.Bu maddeyi insan vücudu üretemiyor ve %82 civarı domatesde bulunuyor.Likopen bir çok hastalığın meydana çıkmasını tetikleyen serbest radikalleri zararsız hale
getirir.Asıl öenmli olan ise likopenin kanser hücrelerinde kontrolsüz çalışan büyüme hormanu resöptörlerine bağlanarak kanser hücresinin normal hücre durumuna dönmesini uyarmasıdır.
DOMATES YAŞLANMAYA KARŞI SAVAŞIR.
Domatesi her zaman tavsiye edilen az miktarda zeytinyağı ile birlikde yediğinizde ,yaşlanmaya karşı vücudunuz daha dirençli olur.
DOMATES GRİBİ ÖNLER
Günlük domates ihtiyacımızı bir bardak domates suyu ile karşılıyabiliriz.Bu sayede soğuk algınlığı ve gribe karşı vücudunuz çok daha dirençli olacaktır.



    DOMATES KAN BASINCINIZI DÜŞÜRÜR.
Domates kan basıncınızı düşürmeye yarar.8hafta süren çalışmalarda her gün domates yiyen hastaların sistolik kan basıncının 10 derece düştüğü ve diyastolik kan basıncı değerlerinin 4derece düştüğü tesbit edilmiştir.
Domates Likopen etkisi ile güçlü bir antioksidan olup kan damarlarını koruyucu etkiye sahiptir.
DOMATES MUTLULUK VERİR
İyi beslenen insanın mutlu insan olduğunu hepimiz biliyoruz.Özellikle kendi doğasında yetişmiş domateslerin çok daha sağlıklı olduğu bir gerçektir.
Sağlıklı domatesi sağlıkla yiyin sağlıkla gülümseyin:)
DOMATES BOL İDRAR SÖKTÜRÜR
Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını ve kanın durulmasını sağlar.Damar sertliğini giderir.Romatizmada ,nikriste ve nasırların sökülmesinde faydalıdır.
DOMATES ASTIMDAN KORUR
Domatesin içerdiği likopen sayesinde akciğerdeki iltihaplanmayı onarabildiğini ve astım riskini azaltabildiği ortaya çıkarılmıştır.
DOMATES KOLESTROLÜ KONTROL EDER
Günde yiyeceğiniz bir domates sizin arter ve kalp şikayetlerinize karşı olan savaşınızda en güçlü dostunuz olur.Günlük bir domates yediğiniz takdirde dört hafta sonra iyi huylı kollestrolünüzün yükseldiğini ve kötü huylı kolestrolünüzün düştüğünü kendi gözlerinizle göreceksiniz
DOMATES CİLDİNİZİ KORUR
Kabuğu incecik bu meyvenin cildinizi güneşten koruyucu krem etkisi sağladığını biliyomuydunuz.Günde yediğiniz bir domates sayesinde 10 hafta sonra UV ışınlarına karşı daha güçlendiği meydana çıkmış

Pekiiiiiiiiii bütün bunları ben neredenmi öğrendim.


Yemek yemek için gittiğimiz lokantada tabaklarımızın altına konan bu broşürden bence çok etkili ve güzel bir tanıtım yazısı olmuş.Hem Kumlucanın güzel bir tanıtımı hemde domates hakkında bilmediğimiz yada unuttuğumuz çok güzel bilgiler.Haydi hepimiz mutfağa gidip birer domates alalım elimize.

   SEYYAH BOL DOMATESLİ SAĞLIKLI GÜZEL GÜNLER DİLER

SEYYAH KUMLUCA DAN BİLDİRİYOR


Güneşli bir Kumluca gününden her keze selamlar.Öncelikle Cumanız mubarek olsun.İstanbul un aksine şu an Kumlucada güneş tüm ihtişamı ile bizi selamlıyor.Memleketimizde sera cılık çok ileri düzeyde olduğu için girişinde sizi bu domatesler karşılıyor.


Dün havanın güzel olmasını fırsat bilip şalvarımı ayağıma geçirdiğim gibi soluğu portakal bahçemizde aldım.


Bir gün önceki şiddetli yağmurdan ötürü bahçemizin çok içine giremedim ama kenarlarıda yetti artık.Şu kadarını söyliyeyim dalından portakalı koparıp yemek kadar zevkli bir şey yok.Özelliklede ağacın kuzey ve güneyini kestirebiliyorsanız.İlk zamanlar gördüğüm en büyük portakala saldırırken zaman içinde bunun çok büyük bir yanlış olduğunu anladım.


Meğerse en lezzetli en güzel portakallar ağacın Güneyinde yani en çok güneş alan yerinde olurmuş.Hal böyle olunca lezzet farkıda kaçınılmaz oluyor.Seracılığın getirisinin daha çok olması portakal bahçelerinin katliamına sebeb oluyor.Çabuk para kazanma hırsı yada hırs kelimesi biraz fazla iddialı oldu hevesi diyeyim canım portakal bahçelerinin birer birer sökülmesine sebeb oldu.Kim bilir bir kaç sene sonra bizde aynı zarureti yaşayacağız.Malum uzakdan bahçeye bakmak kolay değil.Farmville değilki bu bir tıkla sulayalım bir tıkla gübreleyelim.


Onun için hala dikili ağacımız varken tadını çıkarmaya çalışıyoruz.Sık sık memlekete gelerek dalından meyvemizi koparmanın keyfini yaşıyoruz..Bu güzelliği sizlerlede paylaşmak hemde cumanızı tebrik etmek istedim.Portakal isteyen istediği kadar koparabilir serbest arkadaşlar :)
 SEYYAH HEPİNİZE GÜNEŞLİ GÜNLER DİLER

Blog'umda en çok görmek istediğiniz konu