30 Eylül 2012 Pazar

KUŞ SESLERİ


         Kumlucada ki evimde penceremi açtığğım zaman karşılaştığım manzarayı görüyorsunuz yukarıda bir cami ve avlusunda kocaman 2tane ağaç eeeee ne var bunda diyebilirsiniz buraya kadar her şey normal fakat sabah 5de bu ağaçda kuşların senfonisi var.Kuş cennetinde bile bu kadar kuş sesi duyabileceğinizi zannetmiyorum.Uyuyabilmeniz mümkün değil.Bu gün benimde aklıma bu sesi kaydetmek geldi tam orjinali gibi olmadı ama en azından bir fikir verir:)

video

DÜĞÜN VAAAAAAAAAAAR (2.bölüm)


Eveeet geldim.Sizden ayrıldıktan sonra düğün salonuna gittik.Bu sohbetli bir düğündü her şey bittikten sonra gelin kayınvalidenin elini öpeceği zaman kayınvalide gelinin geçeceği yola kumaş seriyor.Bunu tam çözemesemde gül döktüm yollarına misali her halde

   
 Salondan önce kız tarafı çıkıp evlerine gittiler ,çünki kız evden gelin alınıyor ve evde duvak merasimi var   ilk  gelin olduğumda bu adet beni çok şaşırtmıştı ama benim düğünüm İstanbulda olduğu için yaptırmamıştık.
Bu arada şunuda belirteyim ben yabancı gelinim Ankaralı gelin.Akrabadan değil,Kumlucadan değil biraz el gibi yani her neyse mevzuyu uzatmayayım.Gelinimiz evde annesi akrabası kardeşleri ile vedalaşıyor sonra babacığı önce ayakkabısının içine para koyuyor sonrada  duvağını tekbirler eşliğinde giydiriyor.Bu kısım biraz acıklı,helede benim gibi duygusal yengeçler için.
     Ayakkabı içine para koyma meselesinide pek çözemedim bunun için görüşlerinizi bekliyorum benim aklıma bir iki şey geldi bakalım sizin aklınıza neler gelecek


Utanmasam gelinin annesinin yerinede ağlayacağım ama tuttum kendimi ne de olsa biz oğlan eviyiz değilmi canım sulu gözlülüğün alemi yok.Neyse bu fasıl bittikden sonra babacığı kızımızı aşağı indiriyor eeeee damadımızda aşağıda sabırsızlanmıştır artık ne dersiniz.


Gelinimiz arabaya bindirildi bütün misafirler kıble tarafına döndü ve dua başladı.Güzel bir dudan sonra kornalara  basarak oğlan evine gitme zamanı.Bu rada ortam çok güzel zeytin ağaçları,nar ağaçları ve


çekmeyi atladığım bir ırmak var.Şu narların güzelliğine baksanıza nasılda insanı mest ediyor




   Bu yakışıklı da benim önceki damatlarımdan bütün konvoy ileri biz geri gittiğimiz için gülmekten kendilerini alamadılar.Bende olmasam gülecek bir şeyleri olmayacak birde kıymetim bilinmiyor.Her ne kadar biz zaten konvoya katılmayacaktık desekde ufak bir hesaplama hatasından dolayı konvoydan ayrı düştük


    Ama her şeyde bir hayır vardır bende her kezden önce oğlan evinin kapısına dayanıp resim çekmek için yerimi aldım.Biraz sonra birde ne göreyim bir kamyon içindede bu yakışıklı.Gelin için getirilmiş gerisini anladınız her halde.



Gelin arabası kapıya geldiği zaman indirmelik denen bir adet var ortaya bir poşet açılıyor ve her kez gönlünden geçeni koyuyor.

video


Nihayet gelin arbadan inebildi bir duada burda yapılıyor,duadan sonra bütün toplanan misafirlere buralarda adına KISTIRMA denen püskevit ve lokum dağıtılıyor,resmini çekmek isterdim ama dayanamayıp hemen yedim.İki bisküvinin arasına yumuşak lokumu yatırıp afiyetle yiyorsun.Bu kadarla bitti zannediyorsunuz ama malesef bitmedi neler olsuğunu görmek için yukarıya  koştura koştura çıkıyorum


Bütün bu çabalarım sizler için her neyse reklam yapmadanda duramıyorum bir baktım kapıya bir ip gerilmiş yengeninde elinde yağ ve bal karışımı var.Bir yaşıma daha bastım.İpin sebebini hala çözemedim.yağ ile bal karışımını kapının eşiğine sürüyor gelin hanım tatlı tatlı geçincemeleri olsun diye yağ gibi bal gibi.
   Evet canlarım benden bu kadar epey hareketli bir gün oldu benim için şimdilik benden haberler bu kadar yarın yolcuyum malum e artık dualarınızı eksik etmessiniz.

SEYYAHIN GÖZÜNDEN BİR DÜĞÜNDE BÖYLECE AKTARILIMIŞ OLDU
ONLAR ERDİ MURADINA BİZ ÇIKALIM KEREVETİNE
HAYIRLI GECELER

BİRAZDA GÜLELİM











DÜĞÜN VAAAAAAAAAAAR (1.bölüm)

 Malum Kumluca'ya düğün için geldim.Bu gün düğün yemekleri yapıldı biz erkek tarafıyız sabah erken saatlerde şalvarlarımızı giyip düğün evine yardıma gittik.Küçük eltimin abisinin evi ,tabi o sabah namazında gittiği için yemekler yapılmıştı biz gittiğimizde.,

Bize sadece helva kalmış aman aman yanlış anlamayın helvayı ben yapmadım o işden sorumlu bakan benim büyük eltim o helvayı kavururken bende fıstıkları ayıkladım.Yani hiç bir şey yapmadım sanmayın sonra bu helvanın tarifini vereceğim size tarifi eltime özel


Evet  eltim geçti kazanların başına her odada yer sofraları kuruldu burda adet düğün salonuna gitmeden önce bütün akraba oğlan evinde yemek yiyor.Bütün odalarda yer sofraları kuruldu.Menü ye gelince et suyuna pirinç çorbası,bol etli nohut,dolma,pilav ve salata.Eskiden birde keşkek yapılırdı hemde büyük kazanlarda onlar dışarıda odun ateşinde pişerdi sonra o kazanları ağırt ağırtabilirsen.Şimdi ise artık evde pişirilmeye başladı .Hatta hatta bazıları kolayına kaçıp pide ile geçiştiriyorlar düğün yemeğini


Benim fikrimi soracak olursanız ben pişen yemek taraftarıyım.Eski örf ve adetler unutulmasın istiyorum.Bakın bu masada kimler varmış eşimin teyzeleri.Bütün odalarda böyle yer masaları kurulu.Ben şimdi salona düğüne gidiyorum ama akşama tekrar yazmaya geleceğim çünki burda gelin getirmede hiç duymadığınız adetler var.Onlarıda akşam paylaşacığım sizlerle.Sakın gelmemezlik yapmayın tamammı.Hadi ben kaçtım İstanbullu gelin olarak her kez beni bekler şimdi :)

                                          ŞİMDİLİK HOŞÇAKALIN

28 Eylül 2012 Cuma

ECDADIN DİLİ OSMANLICA 8



HAYIRLI SABAHLAR

HAYDİ KAHVALTIYA

SEYYAH ULU PINARDA




            Ulupınar, Antalya-Kemer yolunda Kumluca'ya 22 km uzaklıkta. Çıralı sapağının ise 3 km gerisine düşmektedir. Yaz tatilin serinlik tadını çıkarabileceğiniz bir yer Ulupınar. Suyun çıktığı kaynak. Gerçekten doğanın tam içinde tüm streslerden arınabilirsiniz.
                   Benim için çok değerli olan  iki kardeşim beni balık yemeğe havuzbaşı restorana götürdüler.Ortam süper


                      Tesise girerken bu güzel sarmaşıklar karşılıyor sizi etraf yeşilin her tonuyla dolu
             Çift tarafda bu küçük akvaryumlar var zannediyorum bunlar anne balıkların havuzları hoş her yer zaten doğal havuzcuklarla dolu

Suda beşik gibi sallanmayı sevmeyenler için böyle otantik çardaklarda var.Sarmaşıkların içinde,çeşit çeşit yer sofralı olanından tut ağaç üstünde olanına kadar kim nereyi beğenirse.

           Oturduğumuz masa bile dubalarla su üstünde duruyor garson her yanınıza geldiğinde beşik gibi sallanıyorsunuz.Ayrı bir keyif.Bir yandan ekmeğinizi balıklarla bölüşüyorsunuz


             Açlık iyice tavan yapmışken sıcak sıcak lavaşlar ve çeşit çeşit salatalar geldi sofraya ,tulum peyniri ve tereyağınıda unutmamak gerek.


                      Kaşarlı mantar o kadar sıcakki sabredemesseniz dilinizi yakmanız içten bile değil


            Ve mutlu son alabalığımızın masaya geldiği an.Bizim İstanbulumuzda 4.5 liradan satılan limonlar burada para etmediği için bola döke her yere kullanıyorlar.Limonlar ağaçlarda kalıyor.Bu nasıl çelişki bilmiyorum.


        Karnımız doydu artık kahve zamanı bir yanda arkamızda Şırıl şırıl akan suyun sesi bir yandan serinliği insanın kalkası gelmiyor doğrusu burdan.O kadar huzur vericiki anlatamam.Helede insanın yanında sevdiği arkadaşları dostları olunca durum kaymaklı ekmek kadayıfına dönüyor.O kadar tatlı yani.
     Velhasılı kelam blog canlar bu günde güzel bir gün geçirdim yine bu arada bahsetmedim ama öğlen nişan bohçası seronimiz vardı yine.Yarın akşam kına.Bu günlük seyyahdan bu kadar .

       HEPİNİZİN  HUZURLU BİR GECE GEÇİRMENİZİ TEMENNİ EDİYORUM

BİRAZDA GÜLELİM










27 Eylül 2012 Perşembe

CUMA'NIN FAZİLETİ




(Biraz uzun ama çok güzel bir kıssa)

Adamın biri bir gün eşeğine buğday yükleyerek değirmene varır. Eşeğin sırtındaki buğday çuvallarını indirir indirmez eşek kaçar ve kaybolur. Adam eşeğin peşine düşerek aramaya koyulsa Cuma namazını kaçıracaktır.
Tam bu sıkışık anda adamın tarla komşusu çıkagelir ve der ki, “Bugün sulama sırası senindir; hemen git; nöbetini kullanarak toprağına su ver. Sıranı kaçırırsan bir daha nöbet sana gelinceye kadar tarlanı sulayamazsın.“
Adamın biri bir gün eşeğine buğday yükleyerek değirmene varır. Eşeğin sırtındaki buğday çuvallarını indirir indirmez eşek kaçar ve kaybolur. Adam eşeğin peşine düşerek aramaya koyulsa Cuma namazını kaçıracaktır.
Tam bu sıkışık anda adamın tarla komşusu çıkagelir ve der ki, “Bugün sulama sırası senindir; hemen git; nöbetini kullanarak toprağına su ver. Sıranı kaçırırsan bir daha nöbet sana gelinceye kadar tarlanı sulayamazsın.“
Adam, Cuma namazını kaçırmamak için kaybolmuş eşeğini aramaktan vaz geçmişken bu defa da başına tarla sulama derdi çıkar. Dünyalık geçim bakımından işlerin her ikisi de biri birinden mühimdir. Eşeğin peşine düşmezse hayvancağız tamamen kaybolabilir; ya da canavarların birine yem olur. Halbuki köylü eşeksiz geçinemez. Öteye beriye yüklerini kim taşıyacak ve neyin sırtına binerek yolculuğa çıkacak?
Tarla, zamanında ve düzgün aralıklarla sulanmadığı taktirde o yılki ekinler ya noksan olur. Ya da hiç olmaz. Bu da bir köylü için bütün ev halkının o yıl açlıkla karşı karşıya kalması demektir. Ayrıca buğday çuvalları da değirmende kalmaktadır. Adamın sırasını bekleyip ekini öğütmesi ve onu evine götürmesi lazımdır ki karısı öğle yemeğine ekmek pişirebilsin.
Adam işlerin hangisine koşayım diye düşünüp dururken Cuma namazının vakti gelip çatar. Hemen hatırına varlıkların biricik sahibi Allah‘ın kesin emri gelir. “Cuma ezanı okunduğu zaman, dünyalık işlerinizi bırakarak Allah‘a ibadet etmeye koşunuz. Cumadan çıktıktan sonra işlerinize dağılarak helal yollardan geçiminizin peşine düşünüz.“ Adam şöyle düşünür: “Az sonra yüce Allah‘ın kesin emri beni ibadet yerine çağıracaktır. Şu anda kafamı yoran dünyalık nimetlerle birlikte daha nice nimeti bana veren O değil midir? Üstün ve ortaksız bir gücün sahibi olarak, O verdiği nimetleri istediği anda geri alıp kulu çaresizlik içinde çırıl çıplak bırakacağı gibi elden kaçar gibi olan nimetleri tekrar kulunun eline ve emrine veremez mi? O halde tamam, herşey ne olursa olsun; ben Cuma namazına gidiyorum.“ Bu kesin karardan sonra saydığımız bütün sıkışık işlerini yüzüstü bırakarak camiye koşar. Dünya işlerinin kafa yoran düşüncelerinden sıyrılarak Allah‘ın evine gider.
Hatibin okuduğu hutbeyi can kulağıyla dinlerken, hafta içinde yaptığı günahları bir bir aklından geçirir; daha önceki Cuma namazından çıkarken artık günah işlemiyeceğine gönülden söz verdiği halde sözünü tutamıyarak yaptığı dine aykırı hareketlerden ötürü yüreğinde derin bir pişmanlık duyar. Esirgeyen ve bağışlayan Allah‘dan, her adımını O‘nun emrine uygun şekilde atamadığı için samimi bir utanç duyar.
Pişmanlık ve utancının manevi gözyaşları ile gönlünü karartan günah pasları silinir. Kalbinin bir hafta önceki o tatlı rahatlığa ve Allah (c.c.) huzurunda teslim olmuşluğa tekrar büründüğünü hisseder ve sevinir. Fakat bu sevincin yanında “Ya ibadetlerimi yüce Allah (c.c.) kabul etmezse; ya farkında olmadan ağır şekilde Allah‘ı gücendirecek bir günah işliyor ve Allah‘ın yaygın esirgeciliğini kendimden uzaklaştırıyorsam“ diye içinde bir korku ve endişenin kıpırdadığı duyar. Sonra aklında gelir ki iyi bir mü‘min zaten her an Allah‘ın rahmetine güvenecek hem de O‘nun korkusunu hiçbir an gönlünden çıkarmıyacak, bu iki duyguyu aynı anda taşıyarak kendini yolun doğrusu üzerinde tutacaktır.
O halde bu korkulu ve aynı zamanda ümitli hali temiz bir mü‘minin özlenen halidir. Sağlam bir mü‘mine yakışır duygu ve düşünceler taşıdığına ayrıca sevinir. Allah‘ın öz evinde O‘na bağlılıkların en samimisini sunarak Cuma namazını kıldıktan ve arınmış bir gönülle ibadet evinden çıktıktan sonra adam, evine varır.
Bir de ne görsün!... Namazdan önce kafasını yoran ve neredeyse Cumayı kaçırmasına sebep olmak üzere bulunan bütün işler, adeta kendiliğinden oluvermiştir. Eşeği eve dönmüş, buğday öğütülmüş, tarlası da sulanmıştır. Yemek pişirip taze ekmek hazırlayan karısı sofrayı kurmuş kocasının camiden dönmesini beklemekteydi. Karısına “Bu işler nasıl yoluna girdiğinden dolayı içinde katmerli sevinç duyar, ve karısı olanları anlatır; adamın birisi değirmene gitmişti, kendisinin sanarak bizim buğdayları öğütmüş, çuvalları evine getirince yanlışlık yaptığını anlamış ve bize göndermiş. Eşek az önce kendiliğinden dönerek eve geldi. Komşunun tarlasını doldurup taşan su, bizim tarlaya akarak toprağımızı sulamış ve işte işler gördüğün gibi yoluna girmiş.“
Adam bir yandan Allah‘a karşı, mü‘min kalabalığı ile birlikte samimi kulluk borcunu yerine getirip gönül rahatlığına kavuştuğundan ötürü öte yandan namaz öncesi canını sıkan işler, zincirlemesine kendiliğinden yoluna girdiğinden dolayı ayrıca katmerli sevinç duyar, kullarının her işini yoluna koyan yüce Allah‘a şükürler ederek karısı ve çoluk çocuğu ile birlikte sofraya oturur


CUMANIZ MUBAREK OLSUN :)

BİRAZDA DÜŞÜNELİM (OSMANLICA)



                 KİTAPLARINI GÖMENLERİN SONLARI




                                           ELMERHUME
BEN  ÇOK ETKİLENDİM İKİSİNDENDE

BİRAZDA GÜLELİM


  





UMUTSEPETİ'NDE KAHVALTI KEYFİ:)




Evveeeeet beklenen kahvaltıyı seyyah beklerken görüyorsunuz .Malum akşmadan beri açım ve sabırsızlanıyorum Zeliha son rütüşleri yaparken ben kayınvalide edası ile oturdum masaya(bunu yazarken zeliha müdahale etti kayınvalide değil anne yaz diye ama hayır ben şu an kayınvalide modundayım)


      İstanbuldan aradım Zelihayı sakın sakın fazla hazırlık yapma sade bir kahvaltı yapalım mutfakda olsun samimi olsun çünki ben mutfakda yapılan kahvaltıları çok samimi bulurume diye.Bir sürü tembihde bulundum bunların içinden sadece mutfak kısmını anlamış bizim kız gerisini anlamamış.


Özel bir şey yapma dedim ya hiç özel bir şey yapmamış bizim kız sadece su böreği yapmış su böreğini yapmakta ne var sanki hamur açıyorsun,onları suda haşlıyorsun vs vs şaka bir yana nefis bir börekti hadi bunu yaptın 

               Krep'e ne gerek vardı değil'mi canım hoş yaptı'da yemedik'mi tabiki'de afiyetle yedik,bu arada masadaki şakşuka yı ve havuç salatası'ndanda bahsetmezsem hatırları kalır.Tabiki de onlarda çok lezzetliydi.Birde geçen gelişimde zeliham çemen yapmıştı ben çok beğenmiştim sağolsun tekrar yapmış ablasına.Çok güzel bir gün geçirdik hala geçirmekteyiz şu an ben bu yazıyı yazarken yanımda oturuyor.Bir ara ben şekerleme yaptım malum yol yorgunluğu kaşla göz arasında bana muhallebili çıtır kadayıf yapmış.
    Hamarat insanın halide bir başka oluyor efendim.Şu andada resimlerini   çekiyor az sonra sıcağı sıcağına koyacağız buraya :)


Tatlı çok güzel gözüküyor değilmi ? Emin olun tadıda çok güzeldi yani sırf sizler için yedim :)
Biz çok güzel bir gün geçirdik darısı tüm bloggerların başına.


Blog'umda en çok görmek istediğiniz konu